Archive for Serbest Köşe

Fulya ve Ben

Nis 06, 2011 1 Comment by

Bu aşağıdaki gerçek olayı çok sevdiğim okul arkadaşım Seniha’dan dinledim. Bazı sahnelerde ben de vardım. Üstünden yıllar geçti, defalarca, göz yaşlarıyla anlattı bana. Gidip anlatmak istedim bazen söz konusu şahıslara. İzin vermedi. Ama buraya yazmama izin verdi. Onun ağzından yazıyorum. İzniyle isimleri biraz değiştirerek… Hepsi aynen gerçek. —————————————————————————————————————- “Benim hakkımda söylediği yalanlar onun için değmiş […]

Serbest Köşe Read more

İçimde kalanlar -4- Çocuklar

Mar 31, 2011 2 Comments by

Çocuklar sevgiyle şımarmaz. Çocuklara verilecek sevginin ölçüsü, saati, hesabı  olmamalıdır. İçinizdeki sevginin tümünü verin. Daha fazlasını da verin. Bence karşılığını en güzel aldığınız şey bu, hayatta. Yaşamım boyunca problemli gördüğüm pek çok kişideki en küçük ortak bölen sevgisizlik ya da ölçülü bilinçli yapay sevgi enjeksiyonu. Şımarmasın diye geceleri uyurken sevmek devri bitti biliyorum ama bazen […]

Serbest Köşe Read more

İçimde kalanlar -3- İş yaşamı

Mar 25, 2011 1 Comment by

İşinizde artık mutlu değilseniz, istemeden zorla çalışıyorsanız, işvereniniz, müdürünüz ve çalışma arkadaşlarınız da en az sizin kadar, hatta daha çok, bundan rahatsızdır, sizden hoşnut değildir emin olun. Sizin için hayati değilse ayrılın, bu tip zoraki uzatmalar genelde çok daha kötü sonlanır. O zoraki dönem size ve şirketinize muhakkak sorun yaratır. Eski zamanlarda olsaydık ve kızıma […]

Serbest Köşe Read more

İçimde kalanlar -2- Evlilik ve ilişkiler

Mar 18, 2011 1 Comment

Mantık evlilliğine inanmıyorum. Evlilik mantıksız bir şey çünkü. İnsan aşkla evlenmeli, aşk bitse de kalanı bile mantıkla kurulan mantıksız bir kurumdakinden daha hayırlı… 20 yıl sonra “ben hala eşime ilk günkü gibi aşığım” diyenlere kuşkuyla yaklaşıyorum. Ya yalan söylüyor (muhtemelen kendine ), ya da hiç bir zaman “gerçekten aşık olmadı” gibime geliyor. “Ben eşimi seviyorum, […]

Read more

İçimde kalanlar – 1

Mar 09, 2011 5 Comments

Davet edildiğim panellerde, konferanslarda, üniversitelerde konuşmaları kısa tutmak gerekiyor. Bazen diyorum ki aslında Silk&Cashmere‘i, marka olma öykümüzü, girişimciliği anlatmayı kısa kessem de, asıl şu hayatdan öğrendiklerimi, ya da genel düşüncelerimi paylaşsam. Ama ne yazık ki beni markamızı anlatmak için çağırıyorlar. Haklı olarak:) İşte bunlar da içimde kalanlar. Başı, sonu, kaynağı belirsiz düşüncelerim var benim. Hepimizin […]

Read more

Deneysel bir dönem ve mor duvardaki sözler

Mar 02, 2011 5 Comments

80’li yılların başları… 83-85 olmalı… O zamanlar  henüz çocuğum yok, Şişe Cam’da çalışıyorum, yüksek lisansa başlamışım, ama fırsat buldukça İngiltere’ye gidiyorum, uzun haftasonları yaratarak ya da bayram tatillerinde… Eşim o kadar çok yurt dışında ki, o kadar az sorumluluğum var ki, belki de yaşamımdaki en rahat dönem. İşim var ama Cuma’ları bitiyor hafta, şimdiki gibi […]

Read more

Cool'lar ve gümüş saçlı hanımefendi (2. bölüm)

Şub 23, 2011 5 Comments

İkinci grup müsterilerimiz; Cool ‘lar… İzinleriyle onlara  Cool’larım demek isterim.. Aldırmazlar bence. İlgilenmezler de… Hepsinin soyadı havalıdır… Hepsi somebody. Çok kalabalık değiller. Kesinlikle kısaca “sosyete” diye adlandırılan daha geniş bir kesimden bahsetmiyorum. Cool’lar cooldur. Öyle, bir sınıfa ait değil. Bir klan onlar. Hani beyaz Türkler diye bir tanım var ya, ben onlara “Ecru Türkler” diyebilirim […]

Read more

Kaşmir yolunda yaşananlar (1. bölüm)

Şub 17, 2011 5 Comments

Artık sağır sultan bile duydu ben Kaşmir Yolu diye bir roman yazıyorum. Markamızın hikayesi bu. Hak ettiğini düşünüyorum. Ama yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum. Bu roman-hikaye her neyse bitemiyor. Çünkü anlatacak çok şeyim var. Çünkü en heyecanlı yerindeyiz gibi geliyor bana romanın  hala. Nerede bitireyim ki bu romanı ben? Her gün bunca şey olurken. Çin’e mağaza açma […]

Read more

Okullu olmak, kırmızı çanta ve kakül…

Şub 08, 2011 7 Comments

Çok şehir gezdim ben küçükken. Doktor olan rahmetli babam sık sık tayin olurdu ben ilkokul yaşlarındayken… Siyasi görüşü, ödün vermez duruşu, lafını sakınmayışı ve belki de gerçekten başka illerde kadın doğumcu ihtiyacı doğduğu için, sık sık tayin ediliyordu. Üstünde çok konuşulmazdı, hayatımızın gerçeğiydi bu sanki. İlkokulu dört ayrı şehirde okudum. Hiç birinden sene sonu karnemi […]

Read more

Ben bir gün orta yaşlı oldum.

Oca 30, 2011 9 Comments

Orta yaşlı kadın oluyorsunuz bir gün. Aniden oldu bana bu. Sizi bilmem. Ya daha zaten gençsiniz ya da gerçek yaşınızı kabullendiniz. Ne güzel. Tebrik ederim. Kimse size söylemiyor. “Genç “lafı  birden ortadan kalkıyor, işin garibi  yerine de bir şey gelmiyor. Sizin anlamanızı bekliyorlar. Ben anlayamadım. Hala kavrayamadım. Ben 39 yaşındayım. Uzun yıllardır… Sakın yanlış anlamayın. […]

Read more

Kollarım düşer benim önce…

Oca 23, 2011 7 Comments

Kollarım düşer benim önce. Çok garip. Kaldıramam. Kalırlar öylece… Elimi kaldırmam gerekse o anda mesela asla becermem. Kollarımda mı kalbim ? Gözlerim yaşarmaz o anda… Sesim de titremez. Neden bilmem. Hatta; daha güzel konuşmaya başlarım bazen. Anlaşılmasın diye o halim, belki bilinçsizce… Hafifiçe gülümsüyor bile olabilirim, aynaya bakmam gerek anlamam için. Çünkü sadece bir kas […]

Read more