Archive for Boyalı Kuş

Uzaklarda yürümek zordur nokta

Kas 01, 2011 No Comments by

UZAKLARDA Uzakların dili hiç bir zaman anlatamıyor hisleri. Çünkü uzakların dili zordur, kolay öğrenilmez. Bugün pencereden dışarı bakarken ve güneş pırıl pırıl parladığı gökte sadece bir yanılsamayken aklımdan geçenlerdi bunlar. Herkesten ve herşeyden uzakta. Cümleler kafamda öylesine beliriverdi. Uzaklık neydi? Kimdi? Sever miydi? Uzaklığın bir sesi olabilir mi? Bu pencerenin arkasından gördüğüm ormanın uzunluğu kadar […]

Boyalı Kuş Read more

Tjernobyl

May 02, 2011 No Comments by

Milyonlarca insanın yaşamı 26 Nisan 1986`da yaşanan büyük felaketin ardından değişti. Yaşadığımız dünyaya verdiğimiz bugüne kadar ki belkide en büyük zarar Çernobil Nükleer felaketiydi. Tüm dünya nükleer enerjiyi sorgulamaya başladı ama açılan yaraları sarmak, sorgulamak kadar kolay olmadı. Pek çok ülke nükleer tesislerini kapattı ya da nükleer santral planlarını başka bir tarihe erteledi. Bilim adamları, […]

Boyalı Kuş Read more

Derin derin içine çek

Nis 09, 2011 No Comments by

Yağmurla uyandım güne ben. Her iki baharda yağmuruyla hissettirir kendini. İlkbaharda çimenlerin kokusu gelir önce burnuma, toprakla birlikte bende erken uyanırım güne, sonbaharda ise yağmur kokusu küflüdür soğuk ve hüzünlüdür, uykusu ağır olur sabahların. İsveç‘ te uzun süren bir kışın ardından yağmurla güne başlamak, ki o an bahar geldi evin içine, en sevdiğim yağmur şarkılarından […]

Boyalı Kuş Read more

Japonya

Mar 25, 2011 No Comments

“Hayat akıp giden bir sayfa zaman adlı kitapta, biz o sayfanın kahramanlarıyız…” Hayat çocukken böyleydi galiba yakalayamadıklarımızın arkasından koşarak geçirdiğimiz zamanların toplamında yorgun, terli ve mutlu. Bir çocuk kovalamaya başladı mı son nedir bilmez; biri yorulur yere düşer ya da diğeri daha hızlıdır muhakkak, biri yakalanır daha köşeyi dönmeden. Çocuklar oyun oynamayı bırakmaz hiç, mecburiyetten […]

Read more

Üçüncü ayın üçü

Mar 08, 2011 No Comments

“Büyülütavanarasıhikayelerigömütlerebakıpgeçmiştenalıntılar yapmakkesitkesityaşanamazabilirlikgetirerekoynamak düşlerimizlezamaniçindesaklıkalmışmasallarıdolaptan çıkarıphalavarolduğunainanarakbirşeylerin” En uzun cümlem bu benim ya da yarısı eksik… Yolculuğa çıkmış bir tahtakurdunun gözünde Boyası dökülmüş çerçevesinden ince ince sızan… Üçüncü ayın üçü yıllardan yetmiş üç saat sabahın üçü, sevimli mi sevimli, siyah kıvır saçlı, etrafı süzen gözleriyle ben burdayım diyen bebek, işte o benim. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; […]

Read more

İki hidrojen bir oksijen; Suya Yazın!

Şub 26, 2011 2 Comments

Hayatımızın en önemli parçası olduğu halde su hakkında ne biliyoruz hiç düşündünüz mü? Hidrojenle oksijenin birleşimi bu eşsiz madde canlıların yaşam kaynağı. Vücudumuzun dörtte üçü, dünyanın çepeçevresi . Kimyasal formülü ise H2O. Su insanoğlunun yaşam kaynaklarının belki de en önemlisi. Peki bir Japon araştırmacı olan Dr. Masaru Emoto’ nun suyla ilgili keşfi neden bir anda […]

Read more

Anna'ya Mektuplar 2 / Kuantum Kuantum

Şub 17, 2011 No Comments

2. “Boşluktu Fark etmemiştin Bağımlı nöronlar Pusu kurmuş olasılıklar fiziğinde Gizli örgüsü nasılda dengede Nihai gözlemciyim Bunu da bilemezdin Endişeliyim Bedenin dışında Hep tercihleri belirliyor Boş bir evrene asılı eş zamanlı diğerim Ve dokunmadığını öğrendiğinden beri Ateşte yanmıyor artık ellerin Öyle anlatsınlar Masallarda Bir kaybolur Bir görünürmüş elektronlar Bir zamanlar Evvel zamanlar içinde Geleceği değiştiren […]

Read more

Anna’ya mektuplar 1/ Bartleby Sendromu

Şub 13, 2011 1 Comment

1. Ben seni ilk gördüğümde dünya dönmeye başladı etrafımda ve ben etrafımda dönen dünyanın etkisiyle kendimden geçmişim. Gözlerin mavi denizler gibiydi engin ve dipsiz. Beni fark etmeni bekledim nedense, kim bilir kaç kere kaçamak bakışlarla takip ettim seni. Karşındayım işte… Kimsin sen? Seni gördüğüm andan itibaren akrep ve yelkovan durdu. Kalbim atmıyor.  Kuşların kanadı kırık. […]

Read more

Çocuk kalbimle, sevgili anneme…

Şub 04, 2011 5 Comments

Ben annemi hiç bilmediğim bir yere yolculadım bundan 1 yıl 3 ay önce. İçimdeki boşluk her gün biraz daha büyüyor. O bana uzaklardan bakıyor, gözlerinde hep bir endişe var biliyorum. Ya bir şey olursa, uyuyamazsa, üşürse, üzülürse, hasta olursa, yemek yemezse diye… Küçüktüm çok ağladığımı hatırlıyorum annem ve babam ölürse diye. Nereden, nasıl aklıma geldi […]

Read more

İnsan da, kent de olanca yazgısıyla…

Oca 25, 2011 No Comments

Orada açık frekanslar arasında bir yerdeyim. Şehrin içinden süzülerek geçiyorum. Sesim kapalı bir kutuda yalnız. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde yeşilin zamanla betonlara resmedildiği bu kentte (boğazda şimdi bir kıtadan bir kıtaya bakarken hatırladım) ne çok anıyla yüklüymüşüm… Adı ”kent” olsa da olmasa da, bir toprak parçasında insanların barınabilmesi için havanın soluk alıp verilebilir, […]

Read more

Tutamıyorum kendimi, antrenmanım geldi!

Oca 23, 2011 No Comments

İtiraf ediyorum; ben bisikletime aşığım. Onunla aramda gizli bir bağ var. Bisiklet tepesinde düşünmek benim için yoga, pedalları çevirmek hayatı kazanma hırsım, molalarımsa dünyanın en özgür anları… Babam bana ilk bisikletimi ilkokulda almıştı. Kırmızı bir Pinokyo. O zamanlar BMX bisikletler modaydı ama ben kırmızı Pinokyo’yu daha çok sevmiştim. Bisikletim ortaokul bitene kadar idare etti beni. […]

Read more