İşitme engelli olduğunu bu röportajla anladım desem garip mi olur? Ama öyle. Sen beni bir çok tanıdığımdan daha iyi duyuyorsun Aslı. Biliyorum. Ve seni tanıdığım için mutluyum. Kızımla gelip çiftliğinde kalacağız ve hayaller kuracağız. Buyrunuz, karşınızda Aslı Azman.

Aslı bir mimarsın ama Kayseri’de bir çiftliğin var. Hadi anlat bize yolculuğunu?

“Hayat; biz onu planlarken başımızdan gelip geçenlerdir demiş” John Lennon. Bu sözü çok severim. Tam da durumumu anlatıyor. Ben mimarlık okumaya ve sonrası için de orada çalışmaya niyetli olarak İstanbul’a gitmiştim. Üniversiteyi İstanbul’da okudum. Ama trafiğine kalabalığına tahammül edemedim. Kayseri’nin Develi ilçesine geri dönüş yaptım. Niyetim Kayseri’de çalışmak idi.O zamanlar cep telefonu ve internet yoktu. İşitme engelli biri olarak iletişim olanağım sınırlı idi ve arada hep bir aracı oluyordu. Korumacı babam, beni yanında tutmak istediği için iş hayatına Develi’de başladım. 1 yıl belediyede çalıştıktan sonra kendi büromu açtım. Memnun değildim. Hep Kayseri’ye gitme planları yapıyordum.Göz açıp kapayıncaya kadar bir 8 yıl geçti. Tam gidebilirim artık derken anneme eczane açtık. Ona destek olmak için büromu kapatıp eczanede çalışmaya başladım. Ama evimi Kayseri’ye taşımıştım. Bir iki yıl çalışır sistemi oturturum, sonrasında nasıl olsa evim Kayseri’de, büromu açarım tekrar diyordum:) Göz açıp kapayıncaya kadar bir 8 yıl daha geçti:) Bu süre içerisinde 2 defa İstanbul, 2 defa da Kayseri’ye taşınmış oldum. Her seferinde de geriye döndüm. O zaman anladım ki Develi’de gerçekleştirmem gereken bir misyonum var. Özel hayatımda da bir sürü fırtınalar yaşadım. Anlaşıldı ben Develi’de yaşamalıyım dedim. Ama ne yapabilirim diye düşünüyordum. Kendimi tanımaya çalışıyordum. Doğayı, hayvanları çok seviyordum. Böylece bir toprak satın aldım. Bomboş bir toprak…

Sıfırdan bir çiftlik yarattım. Mimarlık mesleğimin faydasını gördüm. Babam da destek oldu bana. Develi’nin 5 km dışında çiftliğim… İçinde yaptığım evde kedilerim ve köpeklerimle beraber yaşıyorum. Armut ve badem üretip satıyorum. Nerden nereye :)

Biz kocaman şehrin insanları neyi göremiyoruz sence bu hayatta?

Kocaman şehir, çok insan, çok araba, çok gürültü, çok elektromanyetik alan, hava kirliliği demek. İnsanoğlunun tabiatına aykırı bence. Bize doğa, yeşil alan, sakinlik, sükunet lazım. İçimize dönmemiz, varoluşumuzu sorgulamamız lazım. Kocaman şehirde insanın düşünmeye vakti yok, etrafta sürekli uyarıcılar var. Buna bağlı olarak da sorunlar büyüyor. Trafik sorunu, hastalıklar, depresyon, iletişimsizlik… Azla yetinmeyi öğrenmeliyiz. Tüketimden çok üretici olmalıyız. Eğitim orada diyoruz, yapabileceğimiz şeyler hep büyükşehirde diyoruz. Bir yere kadar doğru. Ama bu durumu tersine çevirmeliyiz. Hem sakin bir yerde yaşayıp hem de her şeyi yapabiliriz. Avrupa’da bunu başarmışlarsa biz neden başarmayalım? Ben de tam bunu yapmaya çalışıyorum yaşadığım yerde.

Bisikleti anlat bir de… Neler yapıyorsun? Festival fikri nasıl doğdu?

Bisiklet de  tam da bu düşüncem neticesinde ortaya çıkan bir oluşum. Sporu çok seviyorum. 19 yıldır snowboard yapıyor ve bisiklet sürüyorum. Erciyes’in ilk snowboardcularındanım. Japonya’yı 2000 km boyunca bisiklet ve trenle dolaştım. İstanbul, İzmir, Mersin, Antakya, Kapadokya, Antep, Kayseri gibi yerlerde bisiklet sürdüm hep. Ya tek başıma ya da bir kaç arkadaşımla…

Ama Develi’de yaşayınca, bu bisiklet sevdamı sürekli gerçekleştiremiyordum. Arada bir kaçmak suretiyle yapabiliyordum. Baktım ki olmayacak bu iş. Küçük ilçede hiç bir şey yok diye şikayet ediyoruz. Ama düzeltmek için de çaba harcamıyoruz, hep başkalarından bekliyoruz. Bir işe girişeyim dedim. 3 yıl önce Develi Bisiklet kulübü kurdum. Resmi değil tabii. Başlarda oldukça zorlandım. Çünkü grup sürüşünü bilmiyorlardı bisiklet sürenler, halk da bisiklet kültürüne alışık değildi. Trafikte taciz edenler oluyordu. Pes etmeyip kararlı bir şekilde devam ettirince, geçen sene dernekleştim. Üyelerimi şehir dışında bir yerlere götürebilmek için 10 bisikletlik römork yaptırdım. Arabama çeki demiri taktırıp ruhsata işlettim. Çünkü bu sorunu yerel yönetimle çözememiştim. Hala uğraşıyorum. Kapadokya’ya götürdüm. Kayseri’ye götürdüm. Erciyes’te 2600 metre rakıma çıkartıp (teleferikle) oradan aşağı downhill yaptırdım. Mersin bisiklet festivaline götürdüm. Kapadokya’da Gran Fondo yarışlarına soktum. Amacım farkındalıklarının gelişmesini sağlamak idi. Bisikletli ulaşımın yaygınlaşması lazım. Çünkü 65.000 nüfuslu bir ilçede yaşamamıza rağmen 14.000 tansiyon hastası, 2620 Koah Hastası, 1270 Kalp hastası var. Obezite ve depresyonu saymıyorum bile. İnsanlarımız hareketsiz.

Bir yerde sosyal sorumluluk projesi oldu benim için. Develi’yi daha yaşanılabilir hale getirmek için birilerimiz elini taşın altına sokmak zorunda. 4 defa taşındıktan sonra en nihayetinde bu kişinin ben olduğumu anladım:)

Festivale gelince, ben Develi’de yerel bir festival yapmayı düşünüyordum. Yakınımızda Erciyes Dağı ve Türkiye’nin en büyük Kayak merkezi var. Erciyes Kayak Merkezi Erciyes A.Ş. tarafından yönetiliyor. Dağımızda kışın aktivite var ama yaz aktiviteleri yok. Bunun için bir şeyler yapmalıyız demişler. Bir bisiklet festivali düşüncesi ile Kayseri’de bisikletçi arkadaşlarımı aramışlar. Böyle birşey yapabilir misiniz diye. Onlar da bir ekip kurup duruma bakalım demişler. Bisiklet konusunda oldukça aktif olduğum için bana komitede yer almam teklif edildi. Böylelikle festival işine girmiş olduk. 9 aydır çalışıyoruz. 6 kişilik bir komitemiz var. Herkesin bir görevi var. Bana ajans işi verildi. Yani web sitesi, görseller, sosyal medya işi benden soruluyor:) 26-29 Temmuz’da Erciyes’te Festa2200 Bisiklet Festivalimiz var. İnternette www.festa2200.com sitemiz var. Facebook ve instagramda da Festa2200 sayfalarımız var. Tüm detaylar orada. Merak eden bakıp inceleyebilir. Kayseri’de ilk defa bir bisiklet festivali düzenlenmiş olacak. İyi olması için komitemiz canla başla çalışıyor. Çok güzel bir etkinlik olacağına eminim:) Kayseri’de bir farkındalık yaratmak, hem de dışarıdan gelen bisikletçi arkadaşlarımıza coğrafyamızı tanıtmak amacını güdüyoruz :)

Sırada neler var hayal ettiğin?

Sanki biliyormuşsun gibi sordun:) Ben 4 hayal kurmuş ve bir kağıda yazmıştım. Hani derler ya yazılan şeylerin enerjisi yüksekmiş. Evrene gider ve gerçekleşirmiş derler. Her şey büyük şehirde olur diye düşünmememiz lazım. Develi’yi daha güzel yaşanılabilir hale getirmek istiyorum. Burada kültür, sanat, spor ve sosyal hayat konusunda oldukça zayıfız. 1. hayalim Bisikletli Ulaşımı yaygınlaştırmak idi. 3 yıl önce başladım. Yavaş da olsa bir şeyler yapıyorum.2. hayalim ulusal düzeyde kültür ve sanat merkezi yapmak ama AVM tarzında değil. Tek katlı, doğanın içinde bir nevi köy gibi. Bunun örneği Amerika’da var. Develi Kayseri’ye yarım saat uzaklıkta. Havaalanına 45 km uzaklıkta. Kapadokya’ya 1 saat uzaklıkta. Konum olarak iyi bir yerde. Ayrıca Develi halkı için de yeni çalışma alanları yaratılmış olacak. Ayrıca turizme de katkı… Bu projenin ana fonksiyon şeması hazır, sadece geliştirilmesi lazım. O da festivalden sonra olur ancak. 3.hayalim de huzur evi ile barınak yanyana yapmak. Barınakların hali içler acısı biliyorsunuz. Hayvanlar için ölüm kampı adeta. Ama huzurevi ile entegre olursa, yaşlılar hayvanlara daha güzel bakarlar. Milli eğitime hazırlanabilecek bir proje ile öğrencilerin düzenli olarak barınakları ziyaret etmesi ve onlara hayvan sevgisi aşılanması sağlanabilir. Hem de yaşlılara moral olur diye düşünüyorum. 4.hayalim de Finlandiya’daki gibi bir eğitim sisteminin olduğu, adabı muaşaret kurallarının da öğretildiği köy enstitüsü gibi bir şey yapmak istiyorum. Yapabilir miyim, ömrüm yeter mi bilmiyorum. Ama içimdeki ses bana bu 4 hayali kurdurttu ve yazdırdı.

Yapabildiğim kadar ilerleyeceğim. Hiç olmazsa hedeflerim var ve bunlar beni hayata bağlıyor, mutlu ediyor.

Dünya nasıl daha güzel bir yer olur?

Dünya 3 felsefe ile yönetilse daha güzel olur.

  1. İnsana saygı-sevgi
  2. Doğaya saygı-sevgi
  3. Hayvana saygı-sevgi

Bu 3 felsefe , insanda empatiyi geliştiriyor. İnsana saygılı olan, trafik kurallarına dikkat eder, başkalarına zarar vermemeye çalışır. Doğaya saygı duyan, ağaçları korur, şehirlerde daha çok yeşil alan bırakır. Kirletmez. Hayvana saygı duyan merhametli olur, sosyal olur.

Çocuklarımıza bu 3 felsefenin paradan daha önemli olduğunu öğretmemiz lazım. Hükümet, yerel yönetim, medya, sivil toplum kuruluşları, eğitim kuruluşları hepsinin birleşip bu konuda bir politika geliştirmeleri gerekiyor. Sırf para, rant uğruna her şeyin bozulduğunu anlatmama gerek yok, görüyorsun.