Bayankuş sohbetlerine son anda bir soru ekledim. “Bana bir soru sorsaydınız ne olurdu?” diye… Elbette bu soruyu herkese soramam. Beni soru soracak kadar yakından tanımaları gerek. Bayankuş’un ilk 6 röportajı sonrasında kendimle söyleştim. Siz de yapın çok zevkli.

 

İncila Bertuğ Sorusu:

Tuna için nasıl bir gelecek hayal ediyorsun? Bu resmin içinde sen neredesin?

Tuna’yı ilginç ve akıllı bir insan olarak görüyorum. Duygusal zekası yüksek. Ama kendi deyimiyle “duygucu” biri o. Özdemir Asaf”ın şiiri geliyor aklıma hep. “Duyguluysan işin zor hayatta yeniksindir.” Şair fazla kötümser ama duygulu insanların yaşadığı zorluklarını kendimden biliyorum. Onlara bu gezegenin içindeki olaylar çok acı veriyor. Kendimden biliyorum. Olağan kabul edilen savaşlarla işimiz yok. Hal böyleyken, kimse kendisine benzemeyeni kabul etmezken, endişeliyim çok.

Tuna’nın kendisini mutlu eden hayatı yaşamasını hayal ediyorum. Oyuncu olabilir, resim yapabilir, aşçı da olabilir. O kadar küçük ki hiç bir tahminim yok. Hayalim en mutlu olduğu işi yapıyor olması. İlham veren bir kadın olması. Kendine yeten. Bu resmin içinde ben rol model olarak varım. Kendimi mutlu eden işler bulabiliyorum. Bu yazıları yazmak gibi. Varlığım kimsenin varlığına bağlı değil. İlham verecek işler yapmak istiyorum, yapıyorum da bazen. Bunu devam ettirebilirsem, hayatına olumlu etkilerim olabilir.

nesli-199x300 Bana sorulan sorular

Ayşim İncesulu sorusu:

Hep merak ederim;  o kocaman gözlerinle dünyayı analiz eden, sentezleyen ve yüreği ile algılayan Neslihan bu özelliklerini genetik aktarımlar dışında hangi çocukluk deneyimlerine borçlu? Anne baba aile katkısı ne kadar etkin oldu?

Ben hikaye kahramanı gibi bir babaanne ile büyüdüm. Anne babamın elbette etkileri vardır ama günlük hayatımdaki esas oyuncu babaannemdi. 3 tane örnek yetecek benim deneyimlerimi anlatmaya. Benim babaannem bir leyleği sakat diye evde besleyen bir kadındı. Absürd bir film sahnesi gibi bizim evimizde koca bir leylek dolandı bir zaman. Babaannem için normaldi, bize de normal geldi. Bir gün dedemle birlikte İstanbul giysilerini giydiler, leylekle birlikte otobüse bindiler ve onu yetkililere emanet ettiler.

Benim babaannem 93 yaşına kadar hayata sıkı sıkı tutundu. Ankara’dan İstanbul’a yolculuk ettiğimiz bir gün beni Abant’ta göl kıyısında çimenlere oturtun dedi. Çimenlere oturdu, gelincikleri sevdi ve yol boyu öpeceği bir papatyayı yanına aldı.

Benim babaannem küçücük kağıtlara şiirler yazdı ömür boyu. Her yerden bir şiir çıkardı. Bana, kuzenlerime, hayata…

Beni ben yapan ayrıntılar bunlar ve bunlar gibi binlercesi.

 

Müge İncecik sorusu:

Sendeki bu muhteşem hayal gücü nereden geliyor? 

Bir önceki yanıtımın hayal gücüme etkisi çok. Mesleğim beni hayal etmeye zorladı ve hayal etmek zorunluluğu zaman içinde bir huya dönüştü. Hayatıma hayal gücümü seven onu besleyen insanlar girdi. Beni bu sebeple sevebilen insanlar. “Ay Nesliiiii abartmaaaaa!” cümlesini çok duydum ama abarttım, abartıyorum. Ben herkesin biraz korktuğunu sanıyorum. Bir gün komşularıma, “Hadi pikniğe at arabalarıyla gidelim.” dedim. Olmaz dediler. Roman mahallesinden getirdiğim 3 at arabasına binerken herkes çocuk gibi şendi. Bence müthiş bir deneyimdi herkes için. Ama ben söyleyince olmaz dediler refleks olarak. Niye olmaz? Zor olur, garip olur, komik olur! Olunca da herkes mutlu olur. Atlara kıyamayıp yanlarında yürüdüğümüz son bir iki kilometre dışında hayal gibi bir gündü. Ben hayatı zorluyorum, o kadar.

 

Tuba İlze sorusu:

Senin bundan sonrasi icin hayat planın ne? Varlık nedenini nasıl tanimliyorsun? 

Ben deliliği yayacağım. Biraz farklı düşünmenin olabilirliğini yayacağım. Duyguların yönetimlerde öne çıktığı bir iş dünyası için yazacağım, çizeceğim uğraşacağım. Toplumsal cinsiyetle savaşmada elimden geleni yapacağım. Bunları muhtemelen kocaman bir bahçede, fonda Müzeyyen çalarken, turşularımı, reçellerimi yapabildiğim bir mutfakta, uçuşan eski bir tül perde yüzüme değerken yapacağım.

 

Yonca İnal sorusu:

Masal Sen Ben Tuna kızlar 18 yaşına geldiğinde ne konuşuyor olacağız, hayal edebiliyor musun?

Bizim kızlarımız eğer bize benzemeyi sürdürürse şimdi bizim konuştuklarımızı konuşurlar. Sanatı, deliliği, yeni projeleri… Ama hayat hızla değişiyor. Sana bir senaryo yazmıştım buraya da ekleyeyim, bakalım ne kadar yaklaşırız.

Yonca: Masal anlıyorum, aradığın tüm yanıtları sana veriyor gibi duruyor ama nihayetinde o bir yapay zeka ürünü evladım, tabii ki bilecek.

Masal Deniz: Hayır anne tanımıyorsun onu, son derece duygusal biri bence.

Yonca: Ay Nesli Timothy diye bir robot, bütün gece düşünsel chat yapıyorlar, çok acaip.

Nesli: Yonca bizde de durum aynı, Tuna her gece Arjantin’de neredeyse!

Tuna: Abartma anne, genelde Ricardo İstanbul’a geliyor.

 

Cemre Yeşil sorusu:

Nesliciğim, bu cumartesi saat 16.00 sularında yapacak daha iyi bir işin yoksa sergi açılışına gelmek ve yeni çıkan kitabıma bir göz atmak ister misin?

Bunu isterdim ama benim haftasonlarımı kızım satın aldı. Hava güzel olaydı birlikte gelirdik ama gelemedik. Olagelen’leri uzaktan izledim. Seninle bir kez daha gurur duydum.