Ufak tefek kararlı bir kadın. Kurumsal yaşamın en zorlu alanlarından birinde emek verirken, aklına gelen çılgınca bir fikri de hayata geçirecek enerjiyi buldu.
Yaptığı işin tüm ciddiyetiyle hafiften dalga geçer gibi “Palyaço’ resimlerini yapmaya zaman buldu. Geziyor da üstelik. Ama benim sorularım Mana Designers ve girişimcilikle ilgili olacak.

Müge, aniden tabakları boyamaya başladın, sonra ablanla bir marka yarattınız? Kurumsal yaşama baş mı kaldırıyorsun sen yoksa☺

Aynı palyaçolarım gibi gizliden evet:) Tüm renkleri ile kurumsal hayatı temsil etsem de içimdeki çocuğun başka renkleri var.

Bana Mana Designers’ın hikayesini anlatır mısın? Nasıl bir hayalin peşindesiniz?

MANA, hayatta keyifli gözlerle bakan, sanatın her dalına meraklı iki kız kardeş olarak sevdiklerimize özel hazırladığımız tasarımları hediye etmek ile basladı ve bir markaya dönüştürme arzusu ile Aralık 2016’da doğdu.

Hızlı ve fabrikasyon tüketim hayatına gizliden bir başkaldırı olarak da düşünebilirsin aslında. Çünkü  tasarlanan ürünlerin en önemli özelliği el yapımı olmaları. Bir tasarım aynı bile olsa birbirinden farklıdır. Ruhsuz, fabrikasyon, robotlaşmış bir seri üretim ürünü degil, o anki duygu ve düşüncelerle tasarlanır ve sevgiyle üretilir. Kişiye özeldir, tekdir, kendine hastır yani:)

26168881_416960925388343_1248493807066804748_n-300x300 Müge İncecik

Çoğaldı bu tarz markalar ve kadınların üretime bu tür katılımları. Kurumsal yaşam deneyimi olan bir girişimci olarak neler öneriyorsun? Nasıl fark yaratılır?

Hepimiz çocukluğumuza dönmek isteriz. Neden? Hayal edebiliyorduk çünkü. Modern hayatın palyaçoları olarak tüketmekten ve tüketilmekten yoruluyoruz. Sıkılıyoruz, kendimizi alışverişe vuruyoruz, AVM’lere kilitliyoruz, kendimizi özel hissetmek istiyoruz. Endüstri devriminin ömrünü her açıdan tamamladığını düşünüyorum. İnsanların hayal etmeye, kendini dinlemeye, meditasyon yapmaya basladığı, farkındalıkların arttığı bir çağa girdiğimizi düşünüyorum. Erkeklerin dünyasından, kadınların naif dünyasına bir geçiş başladı.

Kadın girişimci sayısı da gün geçtikçe artıyor haklısın. Girişimci olmak hicbir zaman kolay olmadı, şimdi de öyle, ama tabi ne hedeflediğinle de alakalı.
Özellikle kadın girisimcileri destekleyen bir çok kurum var. Yeter ki iste, hayal et.  Örneğin bunların başında KOSGEB’i sayabiliriz. Siz hayal edin, eğitimlerle hayalinizi şirketleştirin, desteğinizi alin. Hayır ben şirketleşmeden el emegim ile evimde birşeyler yapacağım diyenlere de bir çok destek var. Mesela devlet elsanatlarını desteklemek adına ev üretiminde sizi vergiden muaf tutuyor. Bu da sizin gizli kapaklı üretim yapmak yerine sosyal medyadan, her türlü mecraya kadar ürünlerinizi korkmadan satabilme ve pazarlayabilme imkanı veriyor.

Resim çalışmalarını aslında girişimcilikle birleştirmiş sayılırsın. İş, sanat, ticaret, köpeklerin ve özel yaşamın? Nasıl paylaştırıyorsun?

Zaman en değerli sey tabi ki. Elbette iş hepinizin olduğu gibi benim de en cok zamanımı alan bir kulvar. Ama bu kulvar sayesinde hayallerimin peşinden koşuyorum. Her şeyin bir bedeli oldugunu bilerek:) Hayallerimi tuvallere, tasarımlarıma aktarıyorum. Evde eşim ile sahiplendiğimiz iki köpeğimiz var. Yorgun bir günün sonunda eve geldiğinizde sizi her gün ilk defa görmüş gibi bekleyen iki can sahibi olmak tarifsiz bir duygu. Her insanın içinde ona ihtiyaç olunduğunu bilme arzusu vardır, kimi bunu ego olarak tanımlasa da ben bunu ait olma bütün olma isteği olarak tanımlıyorum. Onlardan öğrenecek çok şeyimiz var:)
Dünya nasıl daha güzel bir yer olur?
Ahhh bu soru cok derin… Din, dil, ırk bunların hepsinin ötesinde çok daha ötesinde birşeyler olduğunu hissetmekle, sevmekle sanırım.