Elif Uluhan İtalyan Lisesi’nden mezun oldu, İtalya’da sinema okudu. Ferzan Özpetek’le çalıştı ve onun İtalya’sını yaşadı. Bir İtalyan’la evlendi ve yarı İtalyan bir melek dünyaya getirdi. İtalya’yı bırakıp İstanbul’a döndü ve İstanbul’un en lezzetli İtalyan restoranlarından biri olarak kabul edilen Aida’yı yarattı. Elif o. Onunla başlar hikaye.

Aida’yı bu kadar özel yapan sen misin, yemekler mi? Doğru söyle.

Aida özel bir yer. Benim için ve beni bilen veya bilmeden anlayabilecek herkes için. Aida özel bir yer çünkü Aida’da hep özel insanlar var; en başından beri hep özel insanlar girdi kapıdan, gerek çalışan, gerek misafir, gerek “dur şu piyanoyu bir çalayım” diyen. Bu benim şansım mıdır, bilemiyorum. Söyleyemiyorum. Ama beni çok mutlu ediyor. Aida’da güzeli, iyiyi, dürüstü çeken ve öyle olmayan şeyleri iten bir güç var.

Neden bıraktın İtalya’da yaşamayı, harika bir kariyere başlamıştın.

Harika şeyler oldu. Sinemayı çok sevdim, çok seviyorum. Çok güzeldi, çok daha güzel olabilirdi. Devreye başka hayatlar girdi. Kızım oldu, aile kurdum. İtalya’ya hala bağlıyım; ama benim için İstanbul’da olmak bambaşka, her şeye rağmen.

Geçen gün bana bir binamız daha olsa, o da dolacak dedin. Ne oluyor da rezervasyonsuz giremiyoruz Aida’ya?

Aida çok ufak bir yer. Mekansal olarak ufak, hemencecik doluyor. Yer bitiyor. Bir de üretimde neredeyse her şeyi kendimiz yaptığımız için yetişebildiğimiz üretimin de bir kapasitesi var. Belki bir gece 10 kişi daha alsak, menümüzün yarısından fazlasındaki yemekler tükenmiş olur. Çok zorlamamak lazım.

Sen çok genç anne oldun. Neleri durdurdu, neleri hızlandırdı anne olmak?

Ben çok genç anne olmadım bence. Ama kendi hayat akışıma göre çok hızlı anne oldum belki. Çok hızlı verilen bir kararın getirdiği tepetaklak olma halini yaşadım yani. Tepetaklak iyidir. Tepetaklak candır. Silkeler insanı. Silkelendim. Belki de uzun yıllar yapamayacağımi yapmayı düşünmeyeceğim her şeyi hemen yapmam gerekti. Anne olmak beni büyüttü. Ben 27 yaşımda anne oldum. Anne olmadan önce 20 yaşında gibi davranıyordum. Anne olunca 27 yaşında gibi davranmam gerekti. Aklımı başıma, gönlümü kalbime soktu anne olmak.

Nasıl daha güzel bir yer olur bu gezegen?

Bunun cevabını veremeyeceğim. Varoluşçuyum ben. Hohoyt. Ama daha az yapay ışık daha çok yıldız görebilmeyi isterdim.