Bundan neredeyse 7 yıl önce Bayankuş yolculuğuna başlarken ne çok hayal kurmuştum. Burası özel kadınların buluşma yeri olacaktı. Birbirimizi burada tanıyacak, güzel dostluklar geliştirecek, uçacak, uçacak uçacaktık. En çok da geceleri. Çünkü ben günlük hayatın kargaşasından ancak geceleri kurtulup, sevdiğim şeyleri yapabilen biriyim. Ve sorular sormak, hayata, insanlara, yanıtları okumak, onları paylaşmak çok hoşuma gidiyor.

Bu plan yarım kaldı.

Çünkü hayatıma 47 cm boyunda doğan bir minyatür pop star girdi. Tuna. İnsan her şeyi istediği anda ve şekilde yapamıyor. Bayankuş geri plana düştü istemeden. Ama hayalimde bir gün yeniden, hayal ettiğim gibi bu ağaca geri dönmek hep vardı.

İşte gün, o gün.

Sorular sorarak işe başladım sevdiğim kadınlara. O kadar çok sevdiğim kadın ve o kadar çok sorum var ki heyecandan uykularım kaçıyor.

Sorarak öğreniyorum, sorarak eğleniyorum. Yanıtları okumaya bayılıyorum. Ne ilham verici kadınlar var gezegende. Erkekler de var elbette, onları da yok saymayacağım. Ama önceliğim kadınlar kimse kusura bakmasın. Burası bir kadın blogu. Okuyan, üreten, yazan, paylaşan, düşünen, soru soran ve kendisinden başkalarını da düşünen kadınların blogu.

Bayan sözcüğüyle bu kadar kavga halindeyken kadınlar, Bayankuş diye ortaya çıkmanın risklerinin farkındayım. Ama buradaki minik farkı takipçilerimizin anlayacağını düşünüyorum. Baykuş varsa bir de bayankuş olsun istedim kısaca.

Bana bayan denmesini istemiyorum, bayanlara özel dendiği zaman ben de hoşlanmıyorum ama Bayankuş farklı.

Sizce de öyle değil mi?