Malta’da bir bayankuş yaşıyor. Güzel, akıllı, yetenekli ve becerikli bir bayankuş.

Üstelik avukat.

Sen kalk vatanından uç, öyle bir adaya kon, sonra da yerleş, çalış, yaz, çiz.

Bu bayankuşlara özel bir şey. Sizi Ezgi Harmancı ile tanıştırıyoruz ve inanıyoruz daha bir çok yerde karşılaşacaksınız onunla.

Ezgi’ciğim Malta’daki Türk Avukat olmak da nereden çıktı? Anlatır mısın öykünü?
Oldum olası bilmediğim yollara girmek gibi bir tutkum vardır. Üniversiteyi bitirdikten sonra yurtdışına gidip bir süre kalma planım her zaman vardı ama neden Malta diyecek olursan hem bir sabah aşık uyandım hem de maceralara duskunlugum beni boyle bir ruyaya cagirdi diyebilirim. Basta dil egitimi icin geldim buraya sonra geldigim hafta yerel bir hukuk bürosundan iş teklifi aldim. Yaklasik 1 sene kadar orada çalıştım sonra şu an hala çalışmakta olduğum ofise geçtim. Bunu her zaman söylüyorum buraya taşındığımda cebimde diplomam ve rüyalarımdan başka hiçbir şey yoktu. Bugün olduğum yere cesaretimle ve çalısma disiplinimle geldim.
Burada bulunduğum iki sene süresince onüme cok onemli firsatlar geçti diyebilirim. Ama sunu da unutmamak lazım; insan kendi şansını kendi yaratır. Sanırım medeni cesaretin yüksek olması ve girişkenlik bunun sırrı. Malta küçük bir ada ülkesi, küçük denizde büyük balık olmak önemli avantajlar sunuyor. En azından bana öyle oldu. Büyükelçilik ile yakın bir ilişkim oldu zamanla, bunun yanı sira Turkiye-Malta Iş Konseyi’nde yer almamla birlikte Malta Parlemento heyeti ile yakın iliskiler kurdum. Büyük bir ülkede olsam ülkede tek Türk avukat olma imkanım olmazdı. Resmi davetlerde büyükelçilerle, onlarin eşleri ile, onemli iş adamlari ile bu kadar yakın ilişkiler kuramazdım bence. Bu yüzden küçük ülke büyük avantajlarla geliyor insana.

Malta’dan bakınca nasıl görünüyor burası? Uzaktaki bir ağaçta olmanın iyi kötü yanları neler?
Malta bilinenin aksine sadece turizm cenneti degil, aksine Finansal Hizmetler, Denizcilik, Havacilik, Sirketler ve Vergi Hukuku alanlarinda AB’nin en onde gelen ulkelerinden biri. Ama gozlemledigim kadariyla iki ulke de birbirini yeterince tanimiyor. Turkiye’nin gelisen ekonomisi karsisinda heyecanla iki ulkenin dis ticaret hacminin genislemesini bekliyor Maltali hukukcular ve yatirimcilar. Benim burada yaptigim is bu aslina bakarsan, hukukcu kimligimin yani sira sivil bir diplomat gibi iki ulke arasinda ekonomik ve ticari iliskilerin gelismesi icin projeler yurutuyorum. Buyukelciligimizin, Bakanligimizin ve karsilikli ilki ulke konsoloslarinin destegini yadsiyamam elbette. Keza burokratik engelleri bireysel olarak asmak her zaman mumkun olmuyor.
Uzakta olmaya gelince… Bazen buna memnun oluyorum bazen de zor geliyor. Ben kendime duskun insanim, tum yogunluga, is temposuna, arkadas ziyaretlerine ragmen kendi kendime kalmayi seven, icime donup yurudugum yolu tek basima sorgulamayi seven bir insanim. Bu yuzden bazen her seyden uzakta olmak bana ayri bir huzur veriyor. Insanin ait oldugu yerden uzakta olmasi zaman zaman zor elbette ancak isim sebebiyle Istanbul’a siklikla seyahat etmem gerekiyor. Resmi tatiller birbirine uymuyor, burada bayramlari gecirmek de biraz insani yalniz hissettiriyor elbette. Ama genel bir yorum yapmak gerekirse burasi artik ikinci evim gibi, burada yasadigim hayati da cok seviyorum. Istanbul’a temelli donmem gerekse bir yanim burayi hep ozler bundan eminim.

Neler hayal ediyorsun gelecekle ilgili? Güç sende olsa ne yaparsın?
Kariyerim benim icin cok onemli hayatta. Bu noktada hayalim su aslinda, hayatimin merkezi Istanbul’da olsun ama uluslararasi bir platformda yasayip oyle calisayim istiyorum. Diplomasiye ozel bir ilgim var. Hem dis iliskilere agirlik verebilecegim hem de hukuk alaninda kalabilecegim bir kariyer plani cizdim kendime, bu yonde yavas yavas ilerliyorum. Yurtdisi yatirim projeleri ve uluslararasi hukuk ilgimi cekiyor. Isim geregi katildigim resmi davetlerde de Turkiye ile Malta’nin potansiyel isbirliklerini gelistirmek uzerine girisimlerde bulunuyorum. Gelecekten beklentim diplomasiye biraz daha agirlik vermek diyebilirim. Boylece dis iliskilerde bir misyon ve vizyon edinebilirim.

Yaradılışımdan mıdır bilmiyorum ama oldugum yere sığamıyorum. Baudelaire’in bir sözü vardir bunu hep soyluyorum cunku beni anlatiyor gercekten “Nerede değilsem, orada iyi olacakmışım gibi geliyor bana…” Bundan olacak ki bir yanim hep gitmek istiyor, yine o yanim hep bir arayista. Belki henuz aradigim her ne ise onu bulamadim ama bir gun bir ulkeye, bir sehre yerlesmeye karar verir, kendi ailemi kurarim saniyorum.. Bu ne zaman gelir bilmiyorum ama sehirden uzak sessiz bir gol evi hayal ediyorum gelecek deyince.

Üstelik kalemin de güçlü. Yazmayı anlatsana bize?
Yazmak nasil anlatilir gercekten bilmiyorum. Is hayatim oldukca yorucu. Yazmak benim kendimi buldugum tek yer. Uzun zaman hic yaz(a)madigim oluyor. Sonra gece yarisi bir hisle uyanip saatlerce yaziyorum. Insan en cok cani acidiginda kaleme sariliyor bence. Insana en fazla mutsuzluk yazdiriyor. Mutsuzluk cok guclu bir kelime belki bunun yerine arafta olmak, arayista olmak diyebilirim belki… Yazar olayim, kitaplarim ciksin demiyorum ama suan sadece blog yaziyorum, vakti geldiginde kitap da yazmak istiyorum. Ancak bu onemli bir is, yeterince yasanmislik biriktirdigimde bunun icin dogru zaman gelecek, biliyorum henuz bunun icin erken. Ama hayatimi yazmadan dusunemiyorum, sanirim kalemsiz kagitsiz olsam mutsuzluk gelir tam gogsumun orta yerine yerlesirdi… Iyi ki kagitlar var…

Mikrofonu aldın sahnedesin? Tüm dünya pür dikkat… Ne dersin?
Hayatta hayallerinizin pesinden gitmeyi asla birakmayin derdim. Ben bir sabah kalbimde bir hisle uyandim ve butun hayatim degisti. Insan boyle bir hisle uyandiginda dunyayi degistirebilecegini saniyor. Ben tum hayatimi arkamda birakip ruyalarimin pesinden gittim. Herkesin icinde kimselere gostermedigi bir gucu var, bunu taniyip cikarmak kisinin kendi elinde. Ben de bu yolda cok hata yaptim, cok kez dustum yurudugum yolda ama bugun kucuk bir Akdeniz ulkesinde 200 milyon Avro butce ile 6 proje yürütüyorum. Iki sene once bunlari yapabilecegime beni kimse inandiramazdi… Insan bilmedigi yollara girmenin riskini tasiyabilmeli, Şems-i Tebrizî’in cok sevdigim bir sozu geliyor aklima bunu her soyledigimde. Der ki: “Hayatın alt üst olacak diye korkma. Nerden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmadığını?” Soyleyeceklerim az cok bu aslina bakarsan. Ben hayatimda kazandigim ne varsa cesaretimden kazandim. Insan kaybetmekten korkarsa kendinden bir adim bile uzaklasamiyor..