Klavyenin ucundaki harfler ile savaşım saatlerdir sürüyor. Yazıp yazmamak değil mesele, bir türlü sözcüklerimi toplayıp bir araya koyamamaktan muzdaribim. Böyle iç karartan ve insanı kendinden utandıran bir haberi yazıya dökmek de cesaret meselesi.

Günlerdir Türk gazeteleri N.Ç.’nin haberi ile bir kere daha vicdanımızı yokluyor. Bazı köşe yazarları bu işe isyan ediyor zira akl-ı selimin bu meseleyi anlamasına imkan yok. Bu hüzünlü hikayenin sahibinin de dediği gibi Türk adalet sistemi yine sınıfta kaldı ve bizler bu 26 kişiyi vicdanlarımızda zaten mahkum ettik.

Biz bu haber ile bir çocuğun geçmişinden ve artık ona ait olmadığını düşündüğü bedeninden amansızca kaçmasını izledik. İsmini değiştirdi, yıllarca tedavi gördü. Onu tedavi edenler de bu kan donduran hadiseyi taşıyamamaktan muzdarib olup tedavi gördüler. Kötülük halka halka yayıldı hiç yorulmadan. Sonrasında, yerinden yurdundan ve ailesinden günahsız bir şekilde tehcir edilmesine şahit olduk bu 13 yaşındaki kızın. Bir başına zihni ve kalbi arasında dinlenmeksizin bir hayat sürdü.

Kimimiz ne kadar da bahtsız, öyle değil mi? N.Ç.’nin annesi de böyle düşündü, bu çocuğunun kaderi pek iyi yazılmamıştı. Bu kadar düşünebildi, onun bulunduğu toplumda ancak bu cümleyi sarf edebilmeye izin vardı. “Olmadı” dedi, kalbi belki hep ağrıdı ya da aklından bir an olsun çıkmadı evladı. Yapılabilecek sadece bu idi. Elden gelen bu kadardı.

Üçüncü sayfa haberlerine, zan ve zanlılara ama özellikle şifreli isimlere pek düşkün olan Türk medyası ise her zamanki gibi elinden geleni yaptı bu kendinden dahi kaçmaya çalışan kızı tüm halka duyurmak için. “N.Ç.” dedi, etrafındaki ünlü kişiler ile söyleşi yaptı ya da ailesi ile görüştü. Kısacası yine medyaya özgü olan terim ile yeni yeni yeşermeye çalışan ufacık bir hayat belirtisini “lanse etti.”

Sizin hiç kendinizden utandığınız olmuş mudur? N.Ç.’ye düşen televizyon izlememek, radyo dinlememek ya da gazete okumamak oldu. Sonra yeni yeni haberler yayıldı, bu gencecik kızın haberci ya da avukat olmak istediğine dair. Yalnız bir farkla: avukat olursa kendi gibilerinin haklarını savunmakla uğraşacak, haberci olur ise kendi gibilerinin haberlerini asla yapmayacak. Sizce bu gencecik kızın bize vermek istediği mesaj gayet açık değil mi? Ta 2002’de gerçekleşen bu olayda o 26 kişi ile birlikte, veryansıncı Türk medyası ve standartları belirsiz Türk adaleti de halkın gözünde ipe gerildi.

Çuvaldızı kendimize batırma zamanı şimdi: Nerede yanlış yapılıyor? Kalp ne ara taş halini alıp, bu olaylara sadece seyirci kalıyor? Kadın olmak bu ülkede neden bu kadar hor görülüyor?

İşte, ben şimdi çok utanıyorum mesela. N.Ç. nezdinde bu tip yaşanmış ve hala ört bas edilip yaşanılan böyle içler acısı hikayelere seyirci kalmaktan çok utanıyorum…