Pek çok çift aşk için evlenir. Aşk bir masal gibidir. Aşk üzerine yazılmış pek çok masal vardır. Ama masalların çoğu iki seven insanın kavuştuğu, evlendiği an biter. Ya sonra? Neden evliliklerle ilgili yazılmış masallar yok? Evlilikler aşktan farklıdır. Eğer şanslı isek, içinde sevgi, saygı, dostluk, arzu ve hoş duygular barındırır ama bir o kadar  da kırgınlıklar, hayal kırıklıları ve olumsuz duygular içerir. İki farklı insanın bir arada yaşaması  kolay değildir. Bazı çiftleri bir arada tutan kuvvetli ve ortak bağlar var iken, bazı çiftlerin ortak bağları olmadığı veya çok zayıf olduğu için beklentileri karşılanamaz ve ayrılık kararı alabilirler.

Bazen bir evlilik sorununu çözmenin tek yolu boşanma olabilir. Boşanma eylemi saatli bir bomba da olabilir. Daha mutlu bir yaşama açılan bir geçit de olabilir. Boşanmada sonra zincirleme bir reaksiyon başlar: Var olan denge sarsılır, yeni planlamalar, organizasyonlar gerekir, kayıplar ve değişimlerle körüklenen stres kaynakları harekete geçer. Her düzeyde yeni taleplerle karşılaşılaşılır. Ekonomik şartlar değişebilir, yaşam koşulları başkalaşabilir, roller farklılaşır, tekrar ‘bekar’ olunur, sosyal çevre değişebilir, ‘eş’lik rolü biterken, ‘ebeveyn’lik rolü devam eder… Bu yaşam yeniliklerine ne kadar çabuk adapte olursak, boşanmadan o kadar az olumsuz etki alırız.

Boşanma esnasında eşlerin çoğu kendi olumsuz duyguları ile o kadar meşguldur ve karşı tarafla o kadar büyük bir güç savaşına girmiştir ki, çoğu kez çocukların duyguları göz ardı edilir. Hatta çocuklar savaş aracı olarak kullanır. ‘Bir ebeveyni cezalandırmanın en iyi yolu çocuklarından mahrum etmektir’ düşüncesi ile çocukları yasal yoldan kaçırma gayretleri başlayabilir. Veya çocuklar ekonomik yatırım aracı gibi görülebilir. Çocuklar üzerinden yürüyem para, mal, mülk pazarlıkları kızışabilir. Boşanma arifesinde çocukları için ‘onlar benim geleceğim…’, ‘bana aitler…’, ‘onlara yatırım yaptım…’, ‘ya ödersin, ya da göremezsin…’ gibi ifadeler kullanan pek çok ebeveyne rastlayabiliriz.

Oysa sağlıklı boşanmanın en iyi yolu ‘çocuğun iyiliği’ni gözetmektir. Ebeveynler kızgınlık, mağdur etme, savaş, kazanma gibi duygu ve düşüncelerinden uzaklaşarak çocukların yararına bir uzlaşma zemini hazırlamalıdırlar. Bunu kendi kendilerine gerçekleştiremeyen anne ve babalar bir ‘arabulucu’ dan yani boşanma konularında uzmanlaşmış bir psikologdan yardım alabilirler. Psikolog ebeveynlerin çocuklarla ilgili ortak prensipler ve uygulama kararları almalarını sağlayacak, çocukların ihtiyaçlarını ve yardım sinyallerini tanımlayacak, geçmişteki tuzakları gösterecek, gelecekle ilgili olası senaryoları hazırlayacak ve gerekiyorsa önlemlerini alacaktır. Bu arabuluculuk yardımı ile ebeveynler ayrılığın kişsel ve finansal kazançlarını bir yana bırakarak, duygusal boyutu ile ilgileneceklerve çocukların hak ve ihtiyaçlarını daha sağlıklı bir biçimde gözetmeye başlayacaklardır. Örneğin; 3 yaşındaki bir çocuk anne ve baba  boşanmasından sonra yatağını ıslatmaya başlamıştı. Ne zaman babadan ziyaretten dönse ağlama krizlerine tutuluyordu. Annenin yorumu: ‘babayı ziyaret etmek çocuk üzerinde kötü bir etki bırakıyor.’, babanın yorumu: ‘çocuk anneye dönmek istemiyor’ idi. Oysa çocuk terkedilmişlik duygusu ile ebeveynlerini bir araya getirmek istiyor ve dikkatlerini çekmek, onları sınamak ve cezalandırmak için aşırı yöntemler kullanıyor idi.

Ebevynlerin boşanma danışmanlığında en sık sordukları soru şudur: çocuklara nasıl söyleyeceğiz? İşte cevap:

  • Birlikte, en güvenli ortamda, iki ebeveynin de eşit derecede konuştuğu bir platformda (örneğin: evde) açıklanır.
  • Ayrılma kararından çocukların hiçbir şekilde sorumlu olmadıkları vurgulanır.
  • Evden kim, ne zaman ayrılacak? Sorusunun cevabı net olarak verilir.
  • Neden ayrılma kararı aldığı anlatılır.
  • Anne ve babada kalma periyodları ve süreleri hakkında net bir bilgi verilir.
  • Konuşma doğal ve sakin bir uslupta yapılmalıdır.
  • Ebeveynlik ve eşlik rolleri arasındaki fark vurgulanır ve sadece eşlik rollerinin sona ereceği anlatılır.
  • Duygu ifadesine izin verilir.

‘Paylaşılan velayet’ modeli boşanma danışmanlığı yapan psikologların en fazla önerdikleri modeldir. Bu modeldeanne ve baba sınırları yarı geçirgen olan,ortak değerlerin olduğu iki ayrı aile oluştururlar.çocuk önceden belirlenmiş ve mümkün olduğunce eşit miktarda zamanlarda iki ev arasında kolayca gidip, gelirler. Her iki ev de çocuğun kendi evidir. Odası, eşyaları her iki evde de sabittir. Çocuk ziyaretlerini koca çantalar taşıyarak yapmaz. Çocuğun her iki evde de sosyal bir çevresi, arkadaşları, akrabaları vardır ve onlarla da görüşür. Bu modelde anne ve babanın eşit sorumlulukları vardır. Çocuğun okulu, öğretmeni, doktoru ile her iki ebeveyn de doğrudan ilişkiler kurar. Çocuk hayatında her iki ebeveyni de neredeyse eşit düzeyde gördüğü için kayıp duygusu yaşamaz. Ebeveynler çocukla ilgili her konuda doğrudan iletişime geçebilirler. Ev içi otonomi vardır. Bir ebeveyn diğerinin ev içi kurallarına ve değerlerine saldırganca müdahale etmez.

Evlenmek nasıl sadece iki yetişkin insanın kararı ise, boşanmak da sadece iki yetişkinin alabileceği bir karardır. Ancak bu karar şayet çiftin çocukları var ise çocuk hakları da gözetilerek uygulnmalıdır. Ve şu tartışmasız bir gerçektir: Çocuklarımız var ise boşanabilir, eş olmaktan vazgeçebiliriz ama aile olmaktan vazgeçme şansımız yoktur. Boşanma sadece iki ayrı aile olmamıza yol açar.