Çok yerleşmiş bir görüş ve oldukça tutkuyla savunuluyor kadınlarca: “Erkekler bir kadının patronları olmasını yediremiyorlar kendilerine.”

Bir erkek olarak bunu hiç yaşamadım yaşayacağımı da sanmam ama bakıldığında çoğu kişiye göre zaten klasik egosu yüksek maço erkek kalıbından uzağım.

Bir erkek olarak dışardıan baktığımda, kadınların bu görüş nedeniyle erkeklere kendilerini patron olarak kabul ettirebilmek adına daha çok baskı uyguladıklarını söyleseler de, aslında en büyük baskı ve zulmün kadın patrondan yine kadın çalışana geldiğini gözlemliyorum.

Kadınlar erkeklerle aynı alanda aynı işi onlar kadar iyi yaptıklarını gösterebilmek için daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyorlar, doğru. Bu gelecek nesilde değişecek eminim çünkü benim gibi kadınları patron olarak görmenin sonradan gelen yeni bir adet değil iş hayatına ilk girişte kabul edilen bir durum olduğu jenerasyon yavaş yavaş yönetim kadrolarına geliyor.

Kadın patronun kadın çalışana kendi gücünü ve otoritesini kabul ettirme savaşı ise sadece profesyonelliğin sınırını aşıyor çoğu zaman. Saç şekli ve renginden tutun da giyilen ayakkabı ya da kullanılan parfüme dek çok geniş bir alanda rekabet ve güç gösterisi başlıyor. Kadın kadını bastırmak için kişisel her türlü kıskançlığı işle ilgili bir konuda haksız yergi ve küçük düşürme olarak dışa vuruyor.

Genellemedir, her zaman istisnaları vardır ama, kadının kadına yaptığını sırtlan ceylana yapmaz, bundan eminim. Ekibinizdeki sorumlu ya da uzman yardımcısının sizden daha güzel olması genel müdürün sizi işten atıp sırf fiziksel görünüşü yüzünden onu müdür yapacağı anlamına gelmiyor sevgili hanımlar. Biz erkekler o kadar da seks manyağı değiliz, lütfen daha iyi, daha yapıcı davranın birbirinize.

Sevgiler  :-)

Görsel:

Eunice Pinney’in 2 Kadın tablosu