23 Nisan 1920!

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş ve açılış günüdür. Meclis daha sonraki yıllarda, o günün, her yıl Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanmasına karar verdi.

Karardan bir yıl sonra, 23 Nisan günü yaklaşırken, bütün Ankara, Egemenlik Bayramı’nı en güzel şekilde kutlamak için yoğun bir hazırlık içine girer… Kutlama hazırlıklarıyla ilgili olarak, herkes bir koşuşturma içindedir.

Koşuşturanların başında da, yeni kurulan Öğretmen Okulu Mezunları Derneği gelmektedir. Öğretmenler, kutlamaların coşku içinde geçmesi için, kız-erkek ayrımı yapmadan tüm öğrencilerin bir tören alanında buluşması gerektiğini düşünmektedir.

Bunun için, o günkü Ziraat Okulu’nun yanındaki meydanı çam dallarıyla süsleyerek tüm erkek ve kız okullarına çağrı gönderip kutlamaya katılmalarını isterler.

Zamanın Ankara Valisi ve Eğitim Müdürü, öğretmenlerin bu kutlama çağrısından hiç hoşlanmaz. Okulları dolaşıp kızlı erkekli bir kutlamanın yapılamayacağını, bu tür kutlamaya kimsenin katılmaması gerektiğini, katılacak öğretmenlerin de işten çıkarılacağını söylerler.

Karşılaştıkları bu tavır, öğretmen okulu mezunlarını çok üzer. Kendi aralarında toplanıp ne yapabileceklerini düşünürler. Sonunda, bu durumu Mustafa Kemal’e duyurmaya karar verirler.

Kutlamalara çok az bir zaman kaldığı için, Mustafa Kemal’e hep yakın olmuş bir kişiden, Yunus Nadi’den yardım isterler.

Aracılık yapmayı kabul eden Yunus Nadi, hemen Atatürk’e gidip yaşananları olduğu gibi anlatır.

Onu dinleyen Atatürk, kısa bir suskunluktan sonra,

“Öğretmenler haklı,” der ve ekler: “Bu bayram bütün çocuklar tarafından kutlanmalı. Söyleyin, kutlamalara ben de katılacağım.”

Vali ve Eğitim Müdürü, Mustafa Kemal’in tavrını öğrenince, bütün okullara, kutlamalara katılımın serbest olduğunu duyurmak zorunda kalır.

1921 yılının 23 Nisan günü, Ziraat Okulu’nun önündeki meydan, kız, erkek bütün öğrenciler tarafından doldurulur.

Sevinç çığlıkları göklere yükselmektedir. Konuşmalar yapılır, şiirler okunur…

Kutlamalar coşkuyla devam ederken, Atatürk de alana gelir. Herkesi selamladıktan sonra, okunan şiirleri dinler. Sonunda kürsüye çıkıp kısa bir konuşma yapar.

Konuşmasını, “Bu bayramın adı Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olsun” diyerek bitirir.

Ulusal Egemenlik Bayramı ile Çocuk Bayramı’nı birleştiren 23 Nisan kutlamaları, 1935’te çıkarılan Ulusal Bayramlar yasasıyla “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını almıştır.

Biz, Süleyman Bulut tarafından derlenen ve Can Yayınları tarafından basılan Büyük Atatürk’ten Küçük Öyküler adlı kitapta bulduk bu öyküyü ama esas kaynak aşağıdadır.

Anlatan: H. Veldet Velidedeoğlu

Cemil Sönmez, Atatürk ve Çocuklar

UNİCEF Türkiye Temsilciliği Ya. Ankara

1992, s 62-63