Yıllar önce, işyerinde cinsel taciz ile ilgili bir dosya hazırlarken, Psikolog Emre Konuk’a danışmıştım; “Hocam, bir hareketin taciz olduğuna nasıl karar veririz?” diye… Emre Hoca şaşırtıcı bir yanıt vermişti. “Biri sana seni rahatsız eden bir şey söylüyor, bir davranışta bulunuyor, kısaca bir etki yapıyorsa, ona bunu bir daha yapmamasını söylersin. Tekrar ettiği durumda bunun adı taciz olur. Bazen çok masum bir seslenme biçimi, anlatılan bir belden aşağı fıkra, masanın başındayken, bir arkadaşının gelip sana arkadan hafifçe dokunması bile, uyarı sonrasında tekrarlanır ise taciz olarak kabul edilebilir. Çünkü istemediğin bir şeydir ve sürmektedir.”

Sahiden şaşırmıştım. O zaman ilk tepkim, Amerikalıların günlük hayata kattıkları baharatlardan biri daha diye düşünmüştüm. Ally Mc Beal’deki çeşit çeşit davalar, tanımların yeniden yapılmasına destek oluyordu sanki!

Sonra yazıyı hazırlarken bu yorumu aklı selim düşündüm. Kalabalık bir masada yemek yiyoruz ve ben tek kadınım. Erkek arkadaşlarımdan biri belden aşağı bir fıkra anlatıyor. Ben böyle bir durumda ancak gülerim. (Fıkrayı beğenirsem tabii ki) Ama farklı bir kadın, rahatsızlık duyabilir. Bu durumda, fıkrayı anlatan kişiye, bunu belirtmek zorunda ki bir daha olmasın. Olursa taciz! Garip ama aslında doğru.

Kadınlar taciz gören rolüne, örneklerin çok olmasından dolayı daha yakışıyorlar ama ben erkeklerin tacize uğradıklarını da görüyorum.

Dişilik faktörünün yoğunluğuyla orantılı olarak kadınlar bilerek veya bilmeyerek tacizci olabiliyorlar.

Üniversite arkadaşlarımdan biri, okuldan sonra bir tekstil firmasında işe başladı.

Maaş idare ederdi, daha önemlisi eve çok yakındı. Dolayısıyla işin toplam faydasından memnundu. Keyfi yerindeydi, hepimiz de çok sevindik.

Okul geyiklerinin alışkanlığıyla, hatun patronun da gayet güzel olduğunu falan söylüyordu ara ara, kız arkadaşı da dahil hepimiz gülüyorduk.

Bir süre sonra, o gülmemeye başladı.

–  Kızlar, hatun çok fena, acaip acaip giyiniyor, yanıma oturuyor, göğüslerini gözüme sokuyor, gibi laflar etmeye başladı.

O ve kız arkadaşı dışında biz gülmeyi sürdürdük. Hiçbirimiz böyle bir kadın modelinin farkında değildik ki, daha yirmilerimizdeydik.

Bir süre sonra karalar bağlamaya başladı, iş ciddileşti.

–   Herkes çıkıyor, bana sen çıkma diyor. Evim yakın diyorum arabayla bırakacağım diye ısrar ediyor, safhasına geçti.

Kadına hepimiz sinir olduk ama bizimki de koca adamdı, başına en fazla ne gelebilirdi ki?

Sonunda, yine bir haftasonu buluşmasında, neredeyse ağlayacak gibi, kadının zulmünden yıldığını anlattı. Ne yapacağımızı düşünmeye başladık. Kimisi istifa et dedi ki bu en kolayıydı. Para durumu müsait değildi herhal o sıralar, iş bulmadan istifa edemem diyordu. Kimisi, oğlum yürü hatuna dedi. (Bunu diyenler elbette oğlanlardı!) Kızlar, daha temkinliydi, açık açık konuş, benim nişanlım var de, diye iletişim yolunu seçtiler. Bunların hiçbirini yapamadı.

Günün birinde de hatun niyetini artık sözcüklere vurdu ve ben senden hakikaten hoşlanıyorum, başıma da ilk kez geliyor dedi açıkça. Bizimki de, yok benim nişanlım, sözlüm vs diyerek meseleyi savuşturmaya çalıştı.

Ama bu konuşmanın üstüne, kadın bir mobbing manyağı haline geldi ve cinsel tacizlerini, kişilik saldırılarına dönüştürdü.

Konuşma gününden bir ay kadar sonra, bizimki istifa etmek zorunda kaldı ve 3 aylık sıkıntı sona erdi.

Bunlar aynıyla oldu, arada bizim bilmediğimiz başka ne oldu bilmiyorum.

O günkü bakış açımız ve deneyimimizle, bu meseleyi bir taciz vakası olarak görememiştik. Şimdi olsa, hukuki boyut da dahil olmak üzere bir sürü açı bulabiliriz sanıyorum.

Şimdi düşündüğüm zaman, Türkiye’de bir erkeğin bir kadının cinsel zulmüne maruz kaldığını söylemesinin bile ne kadar zor olduğunu düşünüyorum. Kadınlara yönelik örnekler daha sık çıkıyor ama bir erkeğin bir kadını bu anlamda yönetememesini normal bulmayanlar, bugün, hala, herşeye rağmen mutlaka varlar.

Böyle kadınlar da varlar. Şirketlerdeki kıyafet yönetmeliklerine birara şiddetle karşıydım ama işin bu tarafını düşününce değilim. Rahat olmakla, özgür ve eşit olmakla ilgili bir şey değil bu. Hormonları, kendisinden daha fazla çalışan erkekler olduğu kadar, kadınlar da var.

Eşitiz işte bu konuda.