Bir bebek hangi anne ve babanın çocuğu olacağına karar verebilir mi?

Bir çocuk hangi ilkokulda hangi sınıfta ve hangi sınıf arkadaşlarıyla yer alabileceğine karar verebilir mi?

Ilk sorunun cevabına henüz evet diyen birini bulamadım. Eğer siz evet diyenlerdenseniz, bunun nasıl olduğunu bilmek istiyorum.

Ikinci sorunun cevabı ise genellikle anne babanın tercihiyle şekillenir. Biraz hayat imkanları, biraz çocuğun ilgi alanı gibi konular ve biraz da nerede oturduğunuzla ilgilidir. Ama sonuçta hangi okula gideceğinize karar veren merci anne ve baba oluyor. Sınıf seçimi genellikle okulun, hangi çocukların hangi sınıfta olacağı ise sizin pek de bir etkinizin olmadığı bir durum.

Bir çocuğun okulda kimlerle arkadaş olacağı biraz da etrafında bulunan kişilere bağlı. Dostlukların başlaması ve pekişmesi proximity dediğimiz yani yakınlık ile ilgili bir durum. Ilkokulda hangi sınıfta hangi arkadaşlarınızın olacağına karar veremiyorsunuz. Sınıfta kimler varsa onlar arasından bir dostluk ortamı yaratıyorsunuz. Oturduğunuz yere kim daha yakınsa, o arkadaşınızla daha sık görüşme imkanınız olduğu için dostluğunuz pekişiyor. Bunlar araştırma sonuçları.

Yani aslında kimlerle samimi olduğunuz biraz tesadüflere bağlı (tesadüf/şans vs).  Insanoğlu herşeyi kontrol edebileceğine gönülden inanmak istiyor. Oysa hayat tesadüflerle dolu. Yine de insanın güçlü ve ihtişamlı olduğunu hissetmesi için pozitif ilüzyonlar dediğimiz düşüncelere ihtiyacı var. Tesadüflere inanmayanların pozitif ilüzyonları olduğunu varsayabiliriz. Bu durum sağlıklı bireyler olduğumuzun da göstergesi. Her zaman gerçeklerle başa çıkmak kolay olmadığından zaten sürekli gerçekleri farklı düşünmeye kendimizi alıştırıyoruz. Olaylara farklı bir yorum ve anlam katıyoruz. Başka türlüsü mümkün olmuyor.

Girişimcilerin çoğu, başarılarının şans sonucu olduğunu söylüyor. Yani ne planlarının arasında olan bir durum ne de akıllarında olan bir müşteri bir gün kapılarını çalıyor. Elbette, çaba çok önemli. Efor olmadan, çalışma olmadan, hazırlık olmadan bazı şeylerin olması öyle çok mümkün değil. Çabayı desteklemek için de tesadüflere/şansa dayanmadan planlı ve programlı çalışmak gerek. Sonuçta hayatınızı tesadüflere teslim ettiğiniz de pek de yol alamayacağınız kuşkusuz. Ancak, tesadüfleri tamamen reddetmek acaba kişinin kendi varlığına olan aşkının bir getirisi olabilir mi?

 

Fotoğraf: Ali Işım