Geçen gün işten eve dönerken, Beşiktaş çarşı civarında, yolun ortasında aklıma geldi. Daha doğrusu dank etti. Hepimize olur ya arada, iki alakasız şey arasındaki bağlantıları görüveririz. İşte o özel anlardan biriydi. Yolun ortasında durdum. Nasıl olduysa orada, sanki “Burcu, aklına ilginç bir şey gelirse otursun, burada yazsın” diye konulmuş bir bank vardı. Oturdum yazdım.

Dank eden şu konuya gelecek olursak; bence, ama naçizane bence, iş arama eğilimleri insanların ilişki alışkanlıkları arasında bir bağlantı var. Ne de olsa, özünde her şey kişiliğe dayanıp kalıyor. İşte kendimce kurduğum bağlantılara göre kadınların iş arama eğilimleri:

Göz çapkınları: Göz çapkınları, aslında işlerine bağlı çalışanlardır, ancak dışarıda ne kaçırdıklarını da zaman zaman merak ederler. Piyasada ne var ne yok, bakmaktan bir şey çıkmaz :) İşlerini değiştirmeseler de, arada bir farklı gördükleri ilanlara başvurur, gelen sonuçlara bakıp “Eğer istersem gidebiliyormuşum” diye kendilerini teyit ederler. Bu aslında, “Beni ne kurumsal şirketler istedi de varmadım” demenin bir başka yoludur. Çünkü özünde onlar işlerinden memnundur. Bırakmaya da niyetleri yoktur, yalnızca, isterlerse bırakabileceklerini bilmek onlara kendilerini daha özgür hissettirir.

Hep daha iyisini isteyenler: Hep daha iyisini isteyen kadınlar, asla tam olarak tatmin edilemezler. Her yeni iş, onlar için bir basamaktır. Tam olarak gitmek istedikleri hedefi bilmeseler de, asıl amaç yükselmektir. Daha iyi maaş, daha çok yan hak, daha bilinir bir şirket, daha iyi bir pozisyon. Ne kadar ileriye giderlerse gitsinler, asla tatmin olmayacaklarından yeni bir işe başladıktan sonraki birkaç ay içinde hemen yeni arayışlara girerler. İş değiştirmek onlar için kolaydır. Asla, hiçbir kuruma tam olarak bağlanamazlar, yine de işlerinden çok memnun gözükür, ballandıra ballandıra anlatırlar.

Hayal kırıklığına alışanlar: Mevcut işyerlerinde üst üste hayal kırıklığı yaşasalar dahi, iş başvurusunda bulunmazlar. Bu eylemsizliğin arkasında “Zaten daha iyisini bulamam”, “Bundan iyisi varsa da bana vermezler”, “Oturayım oturduğum yerde” gibi düşünceler olabilir. Bu çalışanlar işlerine bağlı olmasalar da, bağımlı hale gelmişlerdir. Performansları “idare edecek” kadardır. Daha yüksekleri hedeflemezler.

Reddetmenin dayanılmaz zevkini yaşayanlar: Kendilerine gelen iş tekliflerini, “Ben işimden çok memnunum, yeni bir arayışım yok” diyerek reddeder, ancak bir yandan da farklı yerlerden gelen isteklerle özgüvenlerini beslerler. İşyerinde sürekli, “Beni şuradan aradılar, buradan istediler” deyip hava atarlar. İşlerine bağlıdırlar. Eğer günün birinde işlerinden memnun olmayacak olurlarsa, kendileri ile çelişeceklerinden bunu söylemeyebilirler.

Şimdi bu işi bir adım öteye taşıyalım ve modelleme yapalım. Modelleme için iki boyuta ihtiyacımız var. Kadınların değişim ihtiyacı birinci boyut olsun. İki ayrı ucu da: 1) değişim ihtiyacı yüksek ve 2) değişim ihtiyacı düşük olsun. Bir diğer boyut ise işyerine bağlılık olsun. İki ayrı ucu da: a) İşyerine bağlı ve b) İşyerine bağlı olmayan olsun.

Böylece bu 4 ana kategori kendisini modelde daha rahat açıklayabilir. Modelde, farklı zamanlarda farklı yerlerde olmuş olabilirsiniz. Hangi boyutta nerede olduğunuz, modeldeki (şu anki) yerinizi aşağı yukarı belirleyecektir.

tablo İş arama eğilimlerine göre kadınlar

İşte ben yolda yürürken bunları düşünüyorum ve her zaman bir bank buluyorum :)