Yağmurla uyandım güne ben. Her iki baharda yağmuruyla hissettirir kendini. İlkbaharda çimenlerin kokusu gelir önce burnuma, toprakla birlikte bende erken uyanırım güne, sonbaharda ise yağmur kokusu küflüdür soğuk ve hüzünlüdür, uykusu ağır olur sabahların.

İsveç te uzun süren bir kışın ardından yağmurla güne başlamak, ki o an bahar geldi evin içine, en sevdiğim yağmur şarkılarından biri çalmalı diye düşündüm.

Bugün yağmur

Bir kadın saçıdır

Yeryüzüne dökülen

Upuzun ince ince karanlık kokulu

Sen ki aşkla aldatıldın

Yüreğin taş parçası

Dinle yağmuru dinle

Teselli bul türküsünden

Her şey ölür

Her şey büyür

Her şey geçer

Hayat kalır…

Yağmur yeryüzünde yaşadığım şehre saçlarını dökerken bahçemde ise yağmurun getirdiği iki konuğum vardı. Birbirinden güzel iki ceylan. Heyecanla evde attığım çığlıkları duymuş olmalılar, fotoğraflarını çekerken bana bakıyorlardı. Gitmelerini hiç istemedim ama bir kaç saniyelik bakışmanın ardından ormanda kayboldular.Günün ilerleyen saatlerinde ise Robertle birlikte ormanda yürüyüşe çıktık. Karlar yer yer erimemişti ama gördüğümüz yaban ördekleri, kuşlar, toprağın kokusu, baharın gelişini müjdeliyordu.

Bugün bahar geldi. Doğayla birlikte uyum içinde nefes alırken hissettim. Nefes almanın ne kadar güzel olduğunu hissettim. Nefes alırken toprağın kokusunu hissettim. Derin derin içime çektim. Derin derin içine çek sen de…