Bu haftayı, şirketimin 25. yıl değerlendirme toplantısı ile sonlandırdım. Özetle bilgi vereyim; bu şirket, 25 yıl önce başkalarının sayesinde kuruldu ancak hemen sonrasında yönetimi tümüyle bana devredildi. Tabii bir anda tüm sorumluluklarıyla yönetmeye başlayabildiğim söylenemez. Öğrenmem gereken çok şey, kat etmem gereken çok yol vardı. Bu yolda duayenlerden yardım aldım; gerek şirketin kurucularından, gerekse yakınımda bu işi iyi bilenlerden.

Hızla öğreniyordum, çevremdekilerin verdiği bilgileri özümsemekte ve hayata geçirmekte oldukça iyiydim. Uzunca bir süre en basit yönetim işlerinin nasıl yapılacağını öğrenmekle geçtiği için, bu dönemlerde açıkçası pek sorgulamaya ihtiyacım olmadı. Sonuçta bunları herkesin yaptığı bir yöntem vardı, bana da nazikçe öğretiliyordu.

Zaman geçip de yönetim konusunda iyice ustalaştığımda, kendime yeni hedefler koymaya başladım. Bu, 15. Yıl civarlarındaydı. Artık 5 – 10 yıl sonrası için planlarım, gözümde canlandırdığım hedeflerim vardı ve bunları gerçekleştirmek için büyük bir hevesle doluydum.

Hayallerimin peşinden koştukça bir şeyi fark ettim, aslında son derece doğal bir gerçeklikti bu, ama bunu dillendirmek benim için nedense çok harika bir felsefe keşfetmişim gibi mucizeviydi: Bu şirketi gerçekten de ben yönetiyordum, yani SADECE ben! Evet akıl hocalarım hep yanımdaydılar, hatta işler kötü gittiğinde bana çok da iyi öneriler vermedikleri için onları suçlama yoluna kaçabiliyordum ama artık biliyordum, bu devasa şirket sadece bana bağlıydı! Haftalık değerlendirme toplantılarını aksatmadığımda, üşenmeden, ertelemeden hayallerim için çalıştığımda, içerideki milyonlarca, evet milyonlarca! çalışan buna mutlulukla uyum sağlıyor, dediklerimi dinliyor ve onlarla birlikte inanılmaz bir mucize yaratıyorduk. Ama ben boşlayıp karamsar bir ruh haline büründüğümde, bu çalışanlara da yansıyor, enerjimiz düşüyor, sanki artık hayata başka bir yanından bakmaya başlıyorduk.

Herkesin doğal olarak motive olduğu günler, özel günlerdi, hele ki yılbaşı! O dönem işlerin pek de iyi gitmediği bir zaman olsa da diyorduk ki, “bu yıl bize mucizeler getirsin!”. Fakat sonradan fark ettim ki, yeni yıl hiç kimseye olmadığı gibi bize da mucizeler getirmiyordu; getirdiği daha değerli bir şeydi: Mucizeleri yaratacak güç!

Şirket yönetiminin başarıya götüren püf noktaları bu güçle başlıyordu: Kolları sıvayıp onu doğru kullanmak, düzenli olarak şirketinin gidişatını değerlendirmek, memnunsan daha ileri gitmenin yollarını aramak, değilsen değişimin yolunu gözetlemek. Özetle çok da çarpıcı olmayan ama hepimizin unutmaya her zaman çok yaklaştığı bir gerçeğe vardım: Çalışmadan olmuyordu. İşlerini aksattığın her an hayallerinden uzaklaşıyordun ve kendiliğinden hayallerine kavuşmayı düşlemek sadece yenilgiyi baştan kabullenmekti.

Şimdi belki, benim kadar şanslı olmadığınızı düşünüyorsunuz. “Aman canım sen patronsun, koskoca bir şirketi yönetiyorsun ve tüm kararları sen alıyorsun, elbette senin mutluluğun sana bağlı olur! Ama ben…” diyorsunuz. Doğru söylüyorsunuz, elimde tuttuğum şans gerçekten de mucizevi derecede büyük. Ama hemen kalkıp bir aynanın karşısına geçerseniz sizi bir şeyle tanıştıracağım: Kendi kocaman, mucizevi, tüm sorumluluğu, mutluluğu ve hayalleri size bağlı olan şirketinizle! Ve onun aynada gördüğünüz, göremediğiniz milyonlarca hücre çalışanıyla…

Geçen Cuma günü benim doğum günümdü. 25. yaşımı kutlamak, sembolik olarak çok önemliydi. Bu hayatta çeyrek asrı devirmiş olmak ister istemez onu nasıl harcadığın konusunda genel bir değerlendirme yapmayı gerekli kılıyordu. Bu gözlerimin mutluluktan parladığı gün, bana bir kez daha yalnızca tek bir gerçekliği hatırlattı: Elimde bomboş bir sayfa var ve şu an sayfamda, 25 yıldır küçükten büyüğe attığım her çizgiden oluşan bir tablo görünüyor. Bunu silmek, yeniden çizmek, üstüne ilave etmek, renklendirmek, dikey yerine yataya çevirmek benim elimde. Bu şirketin ister sektörünü değiştirmek, ister çalışanlarını eğitmek benim elimde. Ve şimdi daha iyi biliyorum ki 26. yıl kutlamalarımızdaki tüm başarılar, ödüller ve değişimlerin tek sorumlusu olarak sahneden gururla gülümseyen sadece ben olacağım.

Sizin şirketten ne haber?

 

Görsel kaynağı: www.tchoubakov.com, Oleg Tchoubakov