“Büyülütavanarasıhikayelerigömütlerebakıpgeçmiştenalıntılar

yapmakkesitkesityaşanamazabilirlikgetirerekoynamak

düşlerimizlezamaniçindesaklıkalmışmasallarıdolaptan

çıkarıphalavarolduğunainanarakbirşeylerin”

En uzun cümlem bu benim ya da yarısı eksik…

Yolculuğa çıkmış bir tahtakurdunun gözünde

Boyası dökülmüş çerçevesinden ince ince sızan…

Üçüncü ayın üçü yıllardan yetmiş üç saat sabahın üçü, sevimli mi sevimli, siyah kıvır saçlı, etrafı süzen gözleriyle ben burdayım diyen bebek, işte o benim.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, annem benim beşiğimi tıngır mıngır sallar iken bilirdim masallar var içinde insanların yaşadığı. Biri gözlerini açınca dünyaya, başka biri dünyaya gözünü yumar. Bir masal başlar diğer masal biter. Ve her biri mutlu olmasa da yine de yaşamaya değer.

UYUYAN GÜZEL

Uzak diyarların birinde kral ve kraliçe kız çocukları doğduğunda bu mutlu günü kutlamak için bir ziyafet vermek istemişler. Kral ziyafet boyunca konuklarına çok mutlu olduğunu, uzun yıllar hep baba olmak için beklediğini ve en nihayet yüzünün güldüğünü anlatıp durmuş. Konuklar güzeller güzeli bebek prenses için hediye kuyruğuna girmişler. Sıra on iki periye geldiğinde ilk peri “benim prensese hediyem mutluluk” demiş. Kral ve kraliçe çok mutlu olmuşlar. Ikinci peri “benim hediyem güzellik,” üçüncüsü “benim hediyem akıl,” demiş, sırayla her biri hediyelerini vermişler.

Tam on ikinci peri hediyesini vermek üzereymiş ki saray bir gürültüyle sarsılmış. Kapılar ardına kadar açılıp, yaşlı çirkin bir kadın ayaklarını sürüye sürüye içeri girmiş. Onu gören herkes korkudan bir kenara çekilmiş. “On üçüncü peri!” diye bağırmış diğer periler hep bir ağızdan. “Demek beni davet etmediniz?” demiş on üçüncü peri korkunç sesler çıkartarak. “Sana davetiye yollamayı unutmuşlar, tez sofrada bir yer açılsın!” demiş kral biraz da korkarak.

On üçüncü peri minik Prenses’in yanına gitmiş ve “benim prensese hediyem, on beşinci yaş gününde parmağına iğ batar batmaz ölmesi olacak” demiş. Ardından bir gök gürültüsü duyulmuş ve peri ortadan kaybolmuş.

Kral ve kraliçe donup kalmışlar. On ikinci peri “ben daha hediyemi vermedim” demiş yumuşak sesiyle. “Kötü büyüyü bozamam ama o büyüyü değiştirebilirim.

Prenses eline iğ batmasıyla ölmesin, yüz yıl boyunca tüm saray uyusun” demiş. Aradan yıllar geçmiş. Bebek prenses büyümüş, güzel, sağlıklı, akıllı ve mutlu bir genç kız olmuş. Kral ve Kraliçe prenses bebekken ülkedeki tüm iğleri yok ettirdikleri için on üçüncü perinin büyüsü gerçekleşmeyecek diye düşünmektelermiş. Fakat on beşinci yaşına basan Prenses sarayda daha önce hiç fark etmediği bir kapı bulmuş. Kapıyı açmış yukarı doğru giden bir merdiven görmüş. Merdiveni çıktığında üstünde altın anahtarlı bir kapı görmüş. Kapıyı açıp içeri girince yaşlı bir kadınla karşılaşmış. “Ne yapıyorsunuz öyle?” diye sormuş. Yaşlı kadın “İplik eğiriyorum!” demiş. “Hadi gel, bir de sen dene” deyip iği Prenses’ e doğru uzatmış. O anda iğin sivri ucu Prenses’in parmağına batmış ve prenses anında uykuya dalmış. Prenses’ le birlikte tüm sarayda yüzyıllık derin uykularına dalmışlar. Yıllar yılları kovalamış, derken bir gün yakışıklı bir Prens sarayın yakınlarından geçiyormuş. Prensin askerleri sarayla ilgili hikayeyi prense anlatmışlar. Anlatılan hikaye Prensin ilgisini çekmiş ve saraya doğru atını sürmüş. Prens sarayın bahçesine vardığında gözlerine inanamamış. Her yerde heykel gibi kıpırdamadan duran hayvalar ve insanlar varmış. Sarayın içinde dolaşırken kapısı yarı açık kuleye varmış. Yukarı doğru uzanan merdiveni çıkmış ve uyuyan güzeli görmüş bir anda karşısında. Altın gibi saçlarıyla prenses güneş gibi parıldıyormuş derin uykusunda. “Uyuyan Güzel” demiş fısıltıyla. Prenses o kadar güzelmiş ki dayanamayarak eğilip dudaklarından öpmüş. Prens onu öper öpmez Prenses gözlerini açmış ve tüm saray bir anda uyanmış. Prens oracıkta güzel prensese aşık oluvermiş. Benimle evlenir misin?” diye sormuş fısıldayarak. Yüzyıllık uykusundan uyanan Prenses “Evet!” demiş ve Prensi öpmüş. Kral ve kraliçe bu güzel haberin ardından muazzam bir kutlama hazırlatmış. Prens ve Prenses evlenip ömür boyu mutluluk içinde yaşamışlar.

 

Yazar: Charles Perrault, (d. 12 Ocak 1628 – ö. 16 Mayıs 1703) Charles Perrault 12 Ocak 1628’de Paris’te varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 1651’de hukuk fakültesinden mezun oldu. Paris Barosu’na kaydoldu ve kısa bir süre avukatlık yaptı. Yazı hayatına 1654 yılında başlamıştır ve yazmak kısa sürede onun en büyük tutkusu olmuştur. Yazdığı çocuk masallarıyla ünlenecek olan Perrault’ un çocuk masalları yazmaya başlamasının ana nedeni kendi çocuklarına anlatacak, okuyacak bir masal beğenememesiydi. İlk masallarını kendi çocukları için yazmıştır. Bundan zevk almaya ve ürettiklerinin kalitesini anlamaya başlayınca çocuk masalları yazmaya devam etmiştir. Yazdığı masallar ileride peri masalı olarak adlandırılacak türün ilk örneklerindendir. • La Belle au bois dormant (Uyuyan Güzel) • Le Petit Chaperon rouge (Kırmızı Başlıklı Kız) • Le Chat botté (Çizmeli Kedi) • Cendrillon (Külkedisi)

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Charles_Perrault

Görsel kaynağı: http://yalex.deviantart.com/