Hiç yakın bir kız arkadaşınız telefonda konuşurken, konuşma içeriğinden hiç anlaşılmasa da “kesin bir erkekle konuşuyor” deyip haklı çıktınız mı? Bunu genellikle anlarız, çünkü karşındakinin gözlerindeki iki dakika önceki doğal enerji yok olup baskın bir “ben çok güzel ve çok feminenim” bakışı gelir otomatik olarak. Ses de bununla uyumlu olarak cilveleşir.

Telefon kısıtlı bir örnek aslında, benim gibi 2000’li yıllarda özel üniversite gibi bir ortamda bolca vakit geçiren herkes, “merhaba ben mervaa çok memnun oldum” anlarındaki sahte bakışları, “yaaa canaam sevgilinden mi ayrıldaan çok üzüldüm” cümlesini söylerken yüzün hiç de üzülmeyişlerini gözlemlemiştir.

Dil çok sevindiğini ya da umulduğunu söylerken gözler de yapmacık bil gülüşle gülmeye çalışıyor, ama aslında sacını boyatacağı rengi ya da birazdan buluşacağı çocuğu düşünüyor olur genellikle. Bu ne yazık ki her insanın olmasa da algısı açık olanların hemen hissettiği bir sahtekârlıktır. Ve ne yazık ki bu, ülkemizin “modern” kesiminin yeni nesil gençlerinde gitgide daha fazla görülen bir alışkanlıktır. Kültür olarak kolektif olduğumuzdan ayıp olmasın diye dinler, ama içten kalpten tepki vermek yerine ezberlediğimiz standart cevaplar ve üzülme efektleriyle daha az gayret sarf ederek samimi görünmeye çalışırız.

Çok mu az zamanımız var bizim? Ya da çok mu az duygumuz? Bu kadar birbirine kenetlenmiş bir kültürün çocukları, nasıl oluyor da bu kadar içtenlikten yoksun, bencil, bu kadar yapmacık olabiliyor?

Tüm bunları bana düşündüren, dün karşılaştığım harika bir garson oldu. Taksim’deki Japon kültür merkezinde yemek yemeye gittim. Menüyü getiren Japon bayan garson, sipariş almaya gelmeden çantamı koluma takıp kalktım, tuvalete gidecektim. Tam o sırada kapıda garsonla burun buruna geldik. Kalktığımı görünce, kendisi sipariş almakta geç kaldığı için gidiyorum zannetti. O an yüzündeki dehşet ifadesini ve “ooh?” diyerek ellerini yüzüne kapatışını görmeliydiniz. Ben sadece bir öğlen yemeği müşterisiydim. Bir kebapçıda böyle bir durumda “iyi sen bilirsin abla, yine de istiyorsan otur Urfa 10 dakikada çıkar ama sen bilirsin” ler ve daha fazla efelenmeler görebilirdik. Ama hiç tanımadığım Japon garson, 5 dakika önce tanıştığı Ben’e ayıp etmiş olabileceğini düşününce kalbi parçalandı, yüzüne yansıdı.

Biz tüm bu kültürlerle karşılaştırılınca, en az onlar kadar, hatta hepsinden daha fazla insancılız. Biz Akdenizliyiz, coşku, doğallık, heyecan insanlarıyız. Ama kendimize gün geçtikçe ne yapıyorsak hepimiz fizikken ve beynen botokslu gibi yapmacık tepkiler vermeye devam ediyoruz. Nerede içimiz, nerede tepkilerimiz? Oynamaktan vazgeçsek, bugünkü garson gibi çok kişinin kalbinde küçük bir anla bile unutulmaz olacağımızı nasıl bilemeyiz?

 

Görsel kaynağı: http://yhdenenkelinunelma.deviantart.com/