Sözcükler aşkına çıktığım yolculukları asıl içine düştüğüm kaygı halleri ateşlerken…
Ve kraliçe hüzün beklerken buruk melodiler eşliğinde lirik dansımı…
Sıcak bir durup kalma hissettiğim olur bazen; söyleyemem de nedenini…
Sıcak çünkü kıpır kıpırdır da içim, dile gelmeyi becerememiştir bedenim.

Kimi zaman da aynı ruh haliyle yazamadığım günlüklerim gibi
bu gün de bayankuşun şubat takviminden koparıp bir kenara sakladığı üç soğuk günün notları
gün boyu zihnimden çıkacak yer aradılar ama bulamadılar bir türlü…

Şimdi gece…
Çözülür dilim, zihnim açılır kara dantel sokağında.

Ruhuma gizemli sığınaklar aradığımda yaralıyımdır, küskün ve bi çareyimdir de;
Yine de bilirim geçeceğini; düşmem, devrilmem bu sebepten.
Bir yanım kırılgan, naif ve nazlıdır.
Bir yanımsa benim bile kimi zaman yadırgadığım bir soğukkanlılıkla göğüs gerer fırtınalara.

Bir şiirinde der ki Özdemir Asaf:

Son kadeh içilmiş,
Son söz edilmişti.
Bir düşünce sardı hepsini…

Bir hatıra,
Bir hırs,
Bir kıskançlık,
Bir yanıltı,
Bir kardeşlik,
Bir yanlışlık,
Bir kin,
Bir ümit,

Bir şey…
İnsana ait.

Söyledikleri gibi zaman değildir yaşadıklarımızın ilacı.
Kötünün iyiyle;
Yanlışın doğruyla;
Karanlığın aydınlıkla kardeş olduğunu bilmek iyi geliyor insana.
Hepsi bizim için.
Kötü giden her ne varsa bilmeliyiz ki iyi bir şeylere gebedir.
Yanlışlar ya da hatalarla öğreniyor insan doğru olanın değerini.
Ve her gecenin mutlaka bir sabahı var, bunu unutmamalı.
Şairin dediği gibi: kin de bize ait ümit de…
Önemli olan hangisine sarlıp sahipleneceğimiz…
Sarılmalı ümitlerimize bazen yaşanan ne kadar kötü olursa olsun.
Çünkü değiştiremiyor insan yüreğine kazınmış olanı.
Kim ne derse desin dinlemeli yine de yürek sesimizi…
Şu en içten, en derinden geleni hani!

Ruhlarının gizemli sığınaklarından yankılanan yürek seslerine kulak veren herkese
suya düşen cemrenin bahar tazeliğinde ve keyif dolu bir pazar günü dilerim :)

Görsel kaynağı: http://thealchemycritics.blogspot.com/