Gelmiş geçmiş en… en.. En nedir Salvador Dali? Yetenekli mi, deli mi, sıradışı mı, dahi mi, yaratıcı mı? Hepsi mi? Yoksa dünya dışı bir yaratık mı? Ne isterseniz düşünmekte serbestsiniz. Tek bir koşulla. Sanatına laf edemezsiniz. Hele kısa bir süre önce ülkemizi ziyaret eden tablolardaki olağanüstü ayrıntıları gözünüzle görmediyseniz, onun dokunduğu tuvallerin önünde dakikalarca durarak, onun dünyasına girmeye çalışmadıysanız..

1989 23 Şubat’ın da bu gezegeni terkeden Dali’yi de kendi cümleleriyle analım.

“Altı yaşındayken aşçı olmak istedim, yedi yaşındayken Napolyon olmak isterdim. Hırsım o günlerden beri aynı şekilde artmaya devam ediyor”

“Dünyada iki büyük ressam vardır, biri Pablo, diğeri de benim, ama ben daha büyüğüm.”

“Genç bir kadının yanağını güle benzeten ilk erkek mutlaka bir şairdi; bunu yineleyen ise büyük bir olasılıkla bir budala…”

“Soytarı olan ben değilim, deliliğini gizlemek için ciddiyet oyunu oynayan şu aklın mantığın alamayacağı ölçüde sinsi, bönlüğünden bile habersiz toplum…”

”Bu dünyada bir insanın başına gelebilecek en güzel şey benim başıma geldi. Hem İspanyolum hem Salvador Dali”

“Uyuşturucu kullanmıyorum, ben kendim uyuşturucuyum.”

“Sürrealistlerle aramdaki tek fark benim sürrealist olmamdır.”

“Çocukluğumun daha ilk yıllarında kendimi sıradan ölümlülerden ayrı tutan şirret bir düşüncem vardı. İşte o yüzden bugün başarılıyım ben.”