Havada cemre pırıltıları var.
Çünkü iki gün önce cemre düştü havaya.
Yine görünmeden kimselere, yine sezdirmeden usulca düştü gelecek baharımızın başlangıcına.
Cemrenin sözcük anlamı kor halinde ateştir. Yakar/ısıtır düştüğü yeri yani.

Bu gün kasımın yüz yedisi.
Şubatın yirmi ikisine kasımın yüz yedisi demem de çok çok eski bir takvim diliyle konuşuyor olmamdandır.
Bir zamanlar 365 günün sonbahar ve kışı “kasım” ; ilkbahar ve yazı “hızır” diye anılırmış.
Kasım 179 gün sürermiş; hızırsa 186.
Hatırlamaz mısınız hangimiz anlamsız bakışlarla sorgulamadık ki nisan ortasında “kasımın da sonu geldi, şükür” diyen dedemizi.
Ama yoktu ki dünyadan haberimiz; ne bilirdik biz koskoca yılı sadece iki bölüme ayırdıklarını…
Biz bir yerlere düştüğü söylenip durulan ama bir türlü bulamadığımız cemre denen görünmez topun peşindeydik zaten ve hiçbir zaman göremediğimiz halde kesin varlığına görmüş kadar inandırıldığımız; belki de çocukluğumuzun en büyük illüzyonuydu neşeyle peşinde koştuğumuz…

Sihirli cemreler kasım günlerinin son bölümünde başlar.
Önce kasımın yüz beşinde yani yirmi şubatta havaya düşer cemre;
yüz on ikisinde yirmi altı şubatta suya;
yüz on dokuzunda yani beş martta da toprağa düşer.
Sesi, kokusu, ışığı yoktur.
Minicik bedeniyle kışa meydan okuyan serçenin cıvıltısında;
morun ve pembenin en çılgın tonlarıyla soğuğa kafa tutan sümbülün baygın kokusunda;
sabah güneşinin utangaç ışığında gizlenir.
Festival ya da şölen gibi diyemem ama tabiat ananın pandomim gösterisidir, demek yanlış olmaz sanırım.
Sesiz ve derin bir gösteridir yani cemre.

Gelecek cumartesi günü yani kasımın on ikisinde suya düşecek cemre için küçük bir seremoni mi hazırlamalı acaba?
Çocukları alıp deniz kenarına mı gitmeli?
Bizim çocukluğumuzun sanal olmayan ama ruhu olan oyunlarından bi haber çocuklarımın kumsalda cemre aramasına izin verirsem akıllarını mı karıştırmış olurum?
Yoksa tam tersi böylesine basit ve sihirli bir gerçekle karşılaşmalarını sağlayarak, gerçek dünyanın gizemlerinin, sanal oyunlardan çok daha keyifli olabileceğini ispatlayabilmiş olur muyum onlara?
Günün sonunda hiçbir işlerine yaramayan binlerce puanları olacağına minik şişelerine doldurdukları cemre düşmüş sularıyla baharı eve taşımanın keyfini yaşayabileceklerini düşünüyorum da, hiç fena olmaz herhalde

Evet bu gün kasımın yüz yedisi.
Ben cemrelerin büyüsüne kapıldım bile…
Havaya, suya, toprağa düşen cemreleri sayarken ömürlerimize düşen cemreleri de unutmasak keşke.
Hoşnutsuzluğu bir kenara bırakabilsek ve aynen cemreler gibi göremesek de sezebilsek yaşamlarımızın baharını ve aşkı.

görsel kaynağı: http://jeremi12.deviantart.com/