Of of of neredeyse unutuyormuşum bu hikayeyi!

Vardığımız noktadan 10 sene öncesine dönüyorum yine. Ben bir yerde maaşlı elemanım.

Şirketin bir genel müdürü var, bir de patronu. Patron bir dahi olduğu için yönetimi profesyonel birine bırakmış uzun zamandır. Kendisi üretimin başında, hayatından da memnun görünüyor.

Ben de bu şirkette, 1 yılı aşkın bir zamandır mutluluk ve sadakatle çalışıyorum.

Derken…

Bu bir yılın sonunda, koridorlarda, girişteki bekleme salonunda, masaların arasında bir kadın vücuda geldi. Bakımsız, çekingen görünen ama anlamsız bir şekilde şirketin hemen her yerinde karşınıza çıkma olasılığı olan bir kadın. Patronun karısıymış. Çocukları doğunca işi gücü bırakmış, şimdi de gelmiş kocasının şirketine, kocasının artık kaybettiği gücü geriye alma planları kurarmış meğer.

Neyse bu hanımı canavara benzetmedim. Meğer dememden anlamışsınızdır.

Sempatik de davrandım, ne de olsa patronun karısı.

Günlerden bir gün, bir toplantı organize edildi, Çırağan Sarayı’nda. Bu toplantıya en çok emek veren de doğal olarak ben oldum. Her iş bitti, yaka kartlarını basmaya geldi sıra. Katılımcı listesini çıkardım ve ajansa yolladım. Kartlar geldi, plastik kaplara kondu, toplantı girişindeki yerlerini aldılar. Bildiğimiz ritüel.

Kimisi kartını aldı, kimisi ismini yazdırmadan geldi, ismi yazılı olduğu halde almayan oldu derken, kart sorunsalı da toplantı da başarıyla bitti.

Patron, tüm zerafetiyle toplantı sonrası yanıma geldi. Elinize sağlık, herşey kusursuzdu dedi. Karısı da iyi akşamlar dedi, gittiler.

Ertesi iş günü sabahı, ağzımda iyi bir iş bitirmenin keyfiyle ofise girdim ve bekleme salonundaki çiçeklerin arasında kadını gördüm. Beni beklediğini de konuşmaya başlayınca anladım;

Biraz konuşabilir miyiz sizinle?

Elbette, çantamı bırakıp geleyim.

Yok bırakmadan gelin lütfen, toplantı odasına geçelim.

Böyle bir davetten hayırlı bir haber çıkmaz. Deneyimli olmanıza da gerek yok belli arıza çıktığını hemen anlarsınız. Ben de anladım.

Odaya girdim, kapıyı kapattık, karşılıklı oturduk. İlk  soru geldi;

Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?

Biliyorum.

Kimim ben?

Patronun karısısınız.

Başka kimim?

?

Ben bu şirketin kurucu ortağıyım ve yönetim kurulu üyesiyim.

??

Bu durum böyleyken bana yaka kartı yapmamanız büyük terbiyesizlik ve ayıp!

??

Mesele bundan ibaret. Kadıncağız haklı, oraya gelmiş kartı yokmuş. Suçlu da, 23’lerinde olduğu halde 200 kişilik bayi toplantısını, organizasyon şirketi olmadan kotarmaya çalışan şu 1.5 metrelik kızmış. Vurun velete!

Kadını haklı bulanlarınız elbette olacak. Ben de buluyorum. Olmalıymış diyorum. Ama yönetim kurulu üyesi olmak, kurucu ortak olmak ve insan olmak arasında görünmez çizgiler var, gören görür diye düşünüyorum.

Derdiniz, kocanızın şirketini istediği gibi yöneten genel müdürle hesaplaşmak ise onunla hesaplaşınız.

Dişinizin geçtiği ilk çocuğu ısırmayınız, yazık olur.