2.

“Boşluktu

Fark etmemiştin

Bağımlı nöronlar

Pusu kurmuş olasılıklar fiziğinde

Gizli örgüsü nasılda dengede

Nihai gözlemciyim

Bunu da bilemezdin

Endişeliyim

Bedenin dışında

Hep tercihleri belirliyor

Boş bir evrene asılı eş zamanlı diğerim

Ve dokunmadığını öğrendiğinden beri

Ateşte yanmıyor artık ellerin

Öyle anlatsınlar

Masallarda

Bir kaybolur

Bir görünürmüş elektronlar

Bir zamanlar

Evvel zamanlar içinde

Geleceği değiştiren bir ben varmış dışımda

Şimdi bende benden içeri

Geçmişi değiştiren bir sen var”

Hayatımızdaki bir anı kaç defa yasayabiliriz seninle? Ayaklarımızın dibinde deniz. Güneş olanca sıcaklığıyla sırtımı yakıyor yürürken. Arkamdan gelip beni denize doğru itiyorsun. Buz gibi soğuk sularda kendime geliyorum, ellerinden tutup denize çekiyorum ben de seni. Karşılıklı gülüşüyoruz. Neden sonra kıyıda yürürken elimi tutan ilk sensin.

Kuantum nedir biliyor musun? Kuantum seninle benim eş zamanlı bir evrende var olma ihtimalimiz. Ellerimle ateşe dokunuyorum ama yanmıyor. Sen ellerimi tuttuğunu sanıyorsun ama tutmuyorsun. Biz birbirimize dokunmuyoruz ama his(s)ediyoruz.

Bu yüzden az önce ellerimi tuttuğunda uçup gitti aklımdakiler. Çünkü doğanın içinde geceyle gündüzün tam ortasında usumu yitirmiştim.

“Aslında demek istediğim

Geçen tüm kelimelerin arasında

Kaçırdığın bir nokta

Daha önce sevdiğimi hiç söylememiş olmakla birlikte

Tuzunu üstümde kuruttuğum denizler kadar çok hem de

Güneşte saatlerce yandığım ilk yaz günleri gibi

Seni anlatırken birilerine

Hep kayboluyorsun…”

görsel kaynağı: http://meluseena.deviantart.com/