Tırsıyorum da bunları yazmaya!

Biri alınır üstüne, durup dururken zıplar “beni yazmış bu kadan anladım ben”diye! İşte o zaman ayıkla pirincin taşını.

40 yaşımda uğraşamam ben kimselerle.

O yüzden sinsi sinsi yazayım diye pür dikkat kesiliyorum.

Hele iletişimci canavarlar, adamı bir anda tefe kor oynatırlar! Üstlerine alınmaya görsünler!

Aman iletişimci hanım, siz sakın üstünüze alınmayın, ben kaka kadınları yazdım, siz cicisiniz!

——-

Şimdi, korkunun da etkisiyle bir insert atalım buraya.

Tabii ki her alanda, her işte, her konuda süper kadınlar var.

Hepsi çok mu dengeli? Yoo, her saniye dengeli olmak da ayrı bir mesai. Ama zaten kimsenin o kadar dengeye ihtiyacı yok, yerküre bile biraz eğimli.

Örneğin ben, denge konusunda elime su döktürmem! Bir sabah bir uyanırım ki, şakülüm kaymış! Hırıltılarla geçer günüm. O gün canavar olurum evet, garibim kocamadır en büyük kötülüğüm. Ama genel canavarlığa girmiyor benimki, yazdıkça daha iyi anlıyorum.

Yani demek istediğim ben genelde iyiyim. Benim gibi iyi olanlarla da sıkı dosluklar içindeyim.

Herkes kötü olabilir mi zaten?

—–

Neyse yazmaya başladık bir kere tamamlayacağız.

İletişimciler beni gerçekten delirtiyorlar.

İletişemedikleri gibi insana fırsat da vermiyorlar.

Yolları tıkıyorlar.

Dünya arada sırada tökezliyorsa bunda parmakları var.

Çünkü millet bunlara iletişimci zannedip işini gücünü teslim ediyor.

Çok büyük, ama sahiden büyük bir cep telefonu markasının, pazarlama iletişim müdürüne ulaşmaya çalışıyorum.

Bir üç beş…

Ben o zamanlar CEO’s ile ilgili reklam görüşmelerini de yapıyorum, dergi mergi lafı edince de telefonlardan kaçan bir insan tipi olduğunu da bildiğim için, yılmadan arıyorum kadını.

Günlük rutinim oldu kadını aramak!

Neyse böyle böyle, şaka değil bir yılı deviriyoruz. Kadın telefonunu asla açmıyor. Sekreter bağlamıyor. Cep telefonunu bilmiyoruz, maillerine geri dönüş yapmıyor. Önemli bir şahsiyet ne de olsa.

Bir gece ben yatağa yatınca bunu düşünüyorum ve celallleniyorum kendi kendime. Bu ne terbiyesizliktir yahu diyorum!

Ertesi gün, farklı bir yoldan gidip pazarlama departmanında sekreter dışında bir insan yakalıyorum.

Diyorum ki;

Ben bir senedir Ulaşılmaz Hanım’a ulaşmaya çalışıyorum. Telefonunu bugüne dek hiç açmadı. Maillerine de yanıt vermedi. Sizce bunun sebebi nedir?

Ha evet, o telefonlarına bakmaz, diyor konuştuğum insan.

?

Çok arayan var o yüzden telefonununun sesini kapalı tutuyor.

?

Başka bir soracağınız var mı?

Yok.

Bu ne acaip iş hanımlar beyler! Bir cep telefonu markasının Türkiye’deki pazarlama iletişim müdürü ol. Telefonunun sesini kapa. Maillerine yanıt verme.

Bunu hangi hakla ve kim olarak yapıyorsun be hey kendini bilmez canavar!

Marka yiyen!

Kurum kemirgeni!

Ben en çok bu tavra kızdım yaşam boyunca. Herkes evine ekmek götürmek için, kendine göre saygın bir takım işler yapmakta. Herkesin herkesin yaptığı işe saygı duyuyor olması en temel insani sorumluluğumuz.

Bak, bu hikayeyi yazarken yine çok kızdım!