Defaat ile duyar oldu son günlerde eş dost, öğretmekten ziyade öğrenmeye meyilimin oluşunu. Etkili biçimde bilgi aktarımı her yiğidin harcı değilmiş, bugün sınıfta bunu bir kere daha anladım. Öğrencilerim soruyor: Kalp, gönül ve yürek kelimelerini nasıl kullanacağız? Bu kelimelerin arasındaki çekişmeye biz nasıl dahil olacağız? Gönlümüz ne zaman yürek olur ya da yürekten kalbe ne değişir? Velhasılıkelam deyimler dili Türkçe’ye nasıl alışacağız? Evhamlarım o an hoşgeldin diyor bana. Dersten çıkar çıkmaz, öğrenciliğime dönüveriyorum. Her işin başı “gönül” deyip önce  bu beş harf arasında yol alıyorum.

Arapça karşılığı kalb olan bu sözcük Türkçemizdeki bir çok deyim ve atasözüne bizzat ilham vermiş, vakt-i zamanında Divân ve Halk edebiyatlarını çokça peşinden gezdirmiştir. Cân-ı gönülden sevdiğimiz bu kelime gönüllü asker misali hepimizin gönül teline dokunmuştur, değil mi? Peki, nedir necidir bu gönül?

En net zannederim Abdülbaki Gölpınarlı ifade eder bu sözü: İnsanın mânevi varlığına, gücüne, sevginin, nefretin, inancın, iyi-kötü bütün duyguların tümünün varlığına ve ifadesine verilen addır. Unutulmak, unutmamak niyetine de kullanırız bu mefhumu. Mesela, mürid, şeyhine, bir yere giderken “Fakiri gönülden çıkarmayın” der, şeyh de onu, “Her daim gönüldesiniz” diye teskin eder. Neticede ruh dünyamız ile bedenimiz arasında bir aracıdır.

Evlad-ı beşer gönülden korkar kimi zaman, ne de olsa gönül altında kaldın mı iflâh olamazsın, zira gönül yarası başka yaralara benzemez. Bu sırça kadeh, zengin iç alemlerini gizlemeyi destur edinmiş Melamiler için bilhassa önem arz eder. “Gönül beklemek” özellikle melamet erlerinde gönülden Hakk’ı bir an dahi çıkarmamaya denir. İşin içinde kalb olunca, dostlar hep nasihat ederler: “Bir de gönlüne danış.” Sahi, sıklıkla halini hatrını sorar mıyız gönlümüzün?

Öyle bir an gelir ki ses kirlenir, adı kötüye çıkar tüm sözcüklerin. Varılan yerde kelâma yer yoktur. Oysa “gönüllerin imârı kelimelerle olur” diyerek, kutsallık atfedilmiştir kalpten akan harflere. Ne yazık ki ihmâl ediyoruz sık sık ehl-i dil geçmişimizi, şuurun beyazından kalbin sarısına geçmek kolay olmuyor. Halbuki aklımızla yürüyebileceğimiz en son nokta gönlümüzce gidebileceğimiz yer iken biz gönül ehline bir türlü ulaşamıyoruz.

Görsel www.minyatursanati.com adresinden alınmıştır.