Aslında ben inanıyorum ki esas sorun hormonlar. Dişilerin 28 günlük kısacık kısacık yolculukları, onları seyahat etmekten bitab düşürüyor. Bir erkek doktor arkadaşım şöyle demişti; “Kadınların regl öncesi, sırası ve sonrası vücutlarında ortaya çıkan değişiklikler bir erkeğin kaldıramayacağı kadar etkili.”

Bu cümleyi duyduktan sonra herşeyi kendime mübah görmedim değil!

Ama benim mübah görmem neyi değiştiriyor ki, bir de sosyal çevre faktörü var. Bir taviz verir, iki verir, üçüncüsünde vurur tekmeyi insana. Yani ki hormonun da bir yere kadar ey dişi kişi!

Neyse, hikaye bu ya diyemeyeceğim ama…

Hatun kişilerden bir kişi, bizim ajansa iş vermek istedi.

İrice bir şirketin pazarlama müdürü.

Alımlı bakımlı, dişi dişi bir kişi.

(Ben iş yaşamında üniseks olmanın önemine inanırım. Dişilik önden giderse problem çıkarır bana göre. O yüzden tanımlamam böyle altını çize çize…)

Neyse lafı uzatmadan, kadın koskoca şirketin kurumsal kimliğini bir kenara bırakıp, çalışmaları sevdiği renklere uydurmaya çalışıyor. Pantone’den renk seçmiyor da, manikürcüsüne oje seçtiriyor! O günkü ruh durumuna uygun…

Etek boyu her daim frikike müsait.

Bir dekolte ki, art direktör çalışamaz halde.

Bu kapıdan çıkıyor millet soğuk sular içiyor. Elbette alay ediyoruz. Rasyonel geri bildirimler yerine ben moru hiç sevmem diyen bir kadınla ne edilir başka?

Sonra iş gidiyor yönetime onaya.

Rengi değişiyor, fontu değişiyor, sayfa ebadı bile değişiyor zaman zaman.

Üç beş derken isyan bayrağını çekiyoruz. Bir işin üzerinde bu kadar ciddiyetsiz oynamaya hiç kimse dayanmaz.

Böyle durumlarda da saçma sapan bir ikilem oluşur. Diyemezsiniz ki bu kadın bir şeyden anlamıyor, biz başkasıyla çalışalım.

Hatun, bilmeden canavar!

Ekipten çocuklar imalı imalı onun derdi belli ama neyse bakışları atıyorlar. Sürünerek iş yapıyoruz.

Gel zaman git zaman belli oluyor, genel müdürün asistanlığından ve manitalığından reklam bölümü sorumluluğuna ulaşan hikayesi ve hallerinin iç yüzü…

Gerçi bunu yazınca kafam karıştı!

Burada gerçek canavar kim oluyor?

Mor sevmeyen hatun mu, genel müdür hazretleri mi yoksa bizim art direktör mü?

Neyse bunlar da var aklınızda bulunsun.

“Aaa bu ne?” demeyin, tanışırsanız.

Görsel kaynağı:

http://sylnn.deviantart.com