Gel zaman git zaman, ben büyüdüm.

Danıştığım insanlar kadar bana danışanlar da olmaya başladı.

Hatta ünvanlarımdan biri oldu danışmanlık.

Gel gör ki canavarlar, bu danışmanlık işinde de karşıma çıktılar. Danışmana kaptıracakları koltuğun –sanki danışmanın da umrunda o koltuk- derdine düşüp, şirketlerinin danışmana ödediği paranın karşılığı emekten çalmaya başladılar.

Nasıl mı?

Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birine danışmanlık yapıyorum. İş tanımım belli, bu işlerin karşılığı alacağım ücret belli. Satınalma koşulları gereği haftalık raporlama yapıyorum. Kurumsallaşma ileri düzeyde olunca danışmanın da işi kolay, hayat güzel güzel akıyor.

Bir süre sonra, şirkette benimle olan işleri yürütmek için pek iyi eğitimli, benden yaşça küçük bir kızcağızı işe aldılar. Canavar olamayacak kadar deneyimsiz ama içinde olağanüstü bir canavarlık potansiyeli barındıran bir kız. Çalışkan, hırslı ama ormanda çok yeni.

Ben danışmanım o da benimle şirket arasındaki ilişkinin aracısı.

Fakat o da ne? Giderek benden istenenlerin sayısı azaldı. Beni işten atacaklar desem o da değil, yıllık kontrat o arada yenilendi. Ama ben huzursuzum, bir problem var gibi görünüyor.

Sonunda öğrendim ki hanım kızımız, benim asal işlerimden biri olan bir bayi toplantısını benim en ufak bir bilgim olmadan organize ediyor. Kötü niyetli olsam, üstüne yatarım, umrumda da olmaz. Ama iyi niyetliyim üstelik de canavarlık potansiyelim var. Benim alanıma girdiği için tabii ki tırnaklarımı çıkarıyorum;

Minik canavar hanım, bir bayi toplantısı organize ediyormuşsunuz? Benim yeni haberim oldu. Bu konuda bizden destek almanız gerekmez miydi?

Danışman hanım, bu toplantıyı kendim organize etmek istedim. Açıkçası siz varken performansımı gösteremiyorum.

Minik canavar hanım, danışman firmayı verimli çalıştırmak da sizin görevleriniz arasında, ayrıca bizden yararlanmanız sizin performansınızı düşürmez, yükseltir.

Yine de ne zaman iyi bir organizasyon yapılsa Genel Müdür size teşekkür ediyor, bu sefer ben bunu istemiyorum. Siz varken bana gerek olmuyor!

????

Bu komik diyalogun ardından pembe bir öğle yemeği yendi. Ona, kısa orta veya uzun vadede koltuğunda gözüm olmadığını, kendi şirketim olduğunu ve kariyer hedeflerimin hiçbir yerinde bir şirkete girip çalışmak olmadığını uzun uzun anlattım.

Anladı mı bilmiyorum. O derece hırslıydı ki dudaklarını ısırarak yaralardı. 3 sene daha çalıştık birlikte, ben daha anaç olmayı başararak, ona koltuğunun garantili olduğunu hissettirdim hep.

O da elinde olmadan, tamamen minik canavar içgüdüleriyle, elimi, yüzümü tırmalayıp durdu.