Archive for Şubat, 2011

Yaşasın Helena yine en rüküş!

Şub 28, 2011 No Comments by

Dün gece gerçekleştirilen Oscar töreninde, gelmiş geçmiş en umursamaz Bayankuş Helena Bonham-Carter yine en rüküş seçilmeyi başarmış:) Üstelik de kendi olağanüstü tarzına göre iddialı bile sayılmayacak bir kostümle. Bacaktaki İngiliz Bayrağı’nı saymıyoruz :-P En iyi yardımcı kadın oyuncu Oscar’ının ona verilmemesi Helena severler için tam bir düşkırıklığı ve Oscar’ı afaroz nedeni, ama tüm forumlarda kalplerin […]

Günden notlar Read more

10. Bölüm: Kralın korumaları

Şub 28, 2011 3 Comments by

Genel müdür asistanları. CEO asistanları. Kısaca üst düzey yönetici asistanları. İstiyorlar ki… Sekreter olmadıklarını dünya alem bilsin! Aklı başında olan dünya alem biliyor zaten de, onlar hala içselleştiremediler bir türlü mevzunun önemini. Şu ahizeyi kaldırma işi de olmasa, tam genel müdür gibi olacaklar ama maalesef sistem bu sorunu henüz çözemedi. Bu kompleksin ortadan kalkmasına daha […]

Canavar Kadınlar Read more

Eski bir aşk hikayesi

Şub 28, 2011 1 Comment by

Moses Mendelssohn çok kısa boylu ve garip bir kamburu olan bir adammış. Günlerden bir gün, Hamburg’da yaşayan bir işadamını ziyarete gitmiş. İşadamının, Frumtje adında çok güzel bir kızı varmış. Moses, bu güzel kıza umutsuz bir aşkla tutulmuş. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden dolayı değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyormuş. Şehirden ayrılacağı […]

Masallar Read more

Bir şey, insana ait…

Şub 27, 2011 No Comments

Sözcükler aşkına çıktığım yolculukları asıl içine düştüğüm kaygı halleri ateşlerken… Ve kraliçe hüzün beklerken buruk melodiler eşliğinde lirik dansımı… Sıcak bir durup kalma hissettiğim olur bazen; söyleyemem de nedenini… Sıcak çünkü kıpır kıpırdır da içim, dile gelmeyi becerememiştir bedenim. Kimi zaman da aynı ruh haliyle yazamadığım günlüklerim gibi bu gün de bayankuşun şubat takviminden koparıp […]

Read more

Bu kadar ucuz muyuz?

Şub 26, 2011 No Comments

Ne zaman başladı bu akım anımsamıyoruz artık. Birdenbire, hayatımıza bir sihirli değnek dokundu ve alaşağı oldu bir zamanlar değerli bulduğumuz şeyler. Kalitesiz olan, plastik olan, çirkin olan, ucuz ve bayağı olanlar, tüm listelerde yükselirken, iyi bildiklerimiz eskidi, yıkıldı, unutuldu, geride kaldı. Dakçiki dakçiki müziklerin arasından sıyrılınca Ayla Dikmen, sevinmemiz bu yüzden. Gürültünün, dijital kirliliğin ve […]

Read more

İki hidrojen bir oksijen; Suya Yazın!

Şub 26, 2011 2 Comments

Hayatımızın en önemli parçası olduğu halde su hakkında ne biliyoruz hiç düşündünüz mü? Hidrojenle oksijenin birleşimi bu eşsiz madde canlıların yaşam kaynağı. Vücudumuzun dörtte üçü, dünyanın çepeçevresi . Kimyasal formülü ise H2O. Su insanoğlunun yaşam kaynaklarının belki de en önemlisi. Peki bir Japon araştırmacı olan Dr. Masaru Emoto’ nun suyla ilgili keşfi neden bir anda […]

Read more

Küçük Prens

Şub 26, 2011 1 Comment

Muhakkak tüm okurların kitap serüveni kendine özgüdür. Tıpkı parmak izlerimiz gibi yazı ile olan geçmişimiz de birbirimizinkine uymaz. İlkokula ders kitaplarından ziyade okuma kitaplarını götüreninden tutun da eline ilk romanı 40’lı yaşlarda alan eş dostumuz mevcuttur. Çoğu için zihinsel olan bu serüven, kimi okurlarda en baştan itibaren gönülde devam eder. Sahi, hatırlıyor musunuz ilk okuduğunuz […]

Read more

Cool'lar ve gümüş saçlı hanımefendi (2. bölüm)

Şub 23, 2011 5 Comments

İkinci grup müsterilerimiz; Cool ‘lar… İzinleriyle onlara  Cool’larım demek isterim.. Aldırmazlar bence. İlgilenmezler de… Hepsinin soyadı havalıdır… Hepsi somebody. Çok kalabalık değiller. Kesinlikle kısaca “sosyete” diye adlandırılan daha geniş bir kesimden bahsetmiyorum. Cool’lar cooldur. Öyle, bir sınıfa ait değil. Bir klan onlar. Hani beyaz Türkler diye bir tanım var ya, ben onlara “Ecru Türkler” diyebilirim […]

Read more

Dali'ce Cümleler

Şub 23, 2011 No Comments

Gelmiş geçmiş en… en.. En nedir Salvador Dali? Yetenekli mi, deli mi, sıradışı mı, dahi mi, yaratıcı mı? Hepsi mi? Yoksa dünya dışı bir yaratık mı? Ne isterseniz düşünmekte serbestsiniz. Tek bir koşulla. Sanatına laf edemezsiniz. Hele kısa bir süre önce ülkemizi ziyaret eden tablolardaki olağanüstü ayrıntıları gözünüzle görmediyseniz, onun dokunduğu tuvallerin önünde dakikalarca durarak, […]

Read more

9. Bölüm: Canavarların Dansı

Şub 23, 2011 1 Comment

En sevdiğim durum bu işte. Aynı masada iki canavarı karşı karşıya izlemek süper bir aksiyon flmi izlemek gibidir. Yok yok ne aksiyonu psikolojik gerilim! Birbirlerini politik politik yemelerini izlemek, hele de güç benzerliği durumunda nasıl hoş olur anlatamam. Bu manzaraya erkek olarak bakabilmeyi çok isterdim. Ama onların bu manzaradaki minicik elektrikleri görmemeleri de zaten erkek […]

Read more

Kasımın yüz yedisi bugün

Şub 22, 2011 1 Comment

Havada cemre pırıltıları var. Çünkü iki gün önce cemre düştü havaya. Yine görünmeden kimselere, yine sezdirmeden usulca düştü gelecek baharımızın başlangıcına. Cemrenin sözcük anlamı kor halinde ateştir. Yakar/ısıtır düştüğü yeri yani. Bu gün kasımın yüz yedisi. Şubatın yirmi ikisine kasımın yüz yedisi demem de çok çok eski bir takvim diliyle konuşuyor olmamdandır. Bir zamanlar 365 […]

Read more