Itiraf edelim, çoğu şeyi Batı’dan öğreniyoruz. Bakıyorsunuz araştırmayı onlar yapıyor, geliştirmeyi onlar yapıyor. Uygulamayı onlar yapıyor. Bize de öğrenip, uyarlaması düşüyor genel anlamda. Daha iyisini savunacak gücümüz de pek olmuyor haliyle. O yüzden bazen doğru bildiklerimizi değiştirme eğiliminde oluyoruz, sırf Batılılar yaptı diye.

Şimdi örneğin, pozitif psikoloji akımının başlamış olduğu bir dönemde hanginiz çıkıp da çocuğu zorlamanın, aldığı notlarla yetinmeyerek “neden 10 değil de 7 alabildin?” demenin doğru bir yöntem olduğunu söyleyebilirsiniz ki?

Çocuğunuza kızmayı, memnuniyetsizliğinizi yüzüne açık seçik vurmayı kaçımız destekleyebiliriz ki?

Şöyle modern, 33-45 yaşları arasında eğitimli, kariyer sahibi anneler için tüyler ürpertici bir durum bu. Yalan mı? Eh, nasıl olsa çoğumuz eğitimimizi batıdan aldık.

Yale Üniversitesi profesörü, Çinli Amy Chua, yeni kitabı’nda Çinli annelerin Batılı annelerden daha başarılı çocuklar yetiştirebildiğini söylüyor.

Örneğin diyor ki, Batı takmış “gurur/özsaygı” durumuna. Çocuğa “neden çalışmadın? Daha çok çalışsaydın sen de 10 alabilirdin” demenin çocuğun özsaygısını (self esteem) inciteceğini düşünüyorlar.

Bir Batılının çocuğu 7 aldıysa, sorunu çocuğunda değil, eğitim sisteminde, hoca da ya da sistemde arar. Çocuğunun onurunu incitmemek için kibar ve nazik kelimelerle herşeyin yolunda olduğunu, az puan almanın “ok” olduğunu anlaması için çaba harcar. Hassasiyet son noktadadır.

Bir Çinli ise çocuğuna inanır, onun 7 değil 10 alabilecek kapasitede olduğunu düşünür. Bu yüzden de 7 alan çocuğunu gördüğünde saçını başını süpürge eder, kitaplar alır, çalışma saatlerini ikiye katlar ve ne yapar eder o çocuğun 10 alması için çaba harcar.

Çinli bir anne, çocuğunun 10 alabilecek kapasitede olduğunu bilir. Bu yüzden de çocuğun limitlerini zorlamaktan, onunla “bu ne şişmanlık” diyecek kadar açık konuşmaktan çekinmez.

Chua’ya göre “Batılı anne çocuğun bireyselliğine saygı duyar, tutkularının peşinden koşmasını öğütler, tercihlerine saygı duyar, pozitif geribildirimlerle gelişmesini sağlar. Çinli bir anne ise çocuğunu korumanın en iyi yolunun onu geleceğe hazırlamak olduğunu düşünür, yapabileceklerinin farkına varmasını sağlayarak,  yeteneklerini ve çalışma alışkanlıklarını güçlendirir.”

Chua’ya göre başarı kişinin özsaygısını tetikliyor. Batıya göre özsaygı başarıyı tetikliyor.

Şimdi sizler neyi savunursunuz bilemiyorum. Özellikle Çin kültürü ile Türk kültürü arasında benzerlikler olduğunu da göz önüne alacak olursak, ilginç bir durum var ortada. Ben şahsen Chua’nın iddia ettiklerinde bir doğruluk payı olduğuna inanıyorum, aynı zamanda çocuk ile iletişimin doğru yapılması gerektiğine de inanıyorum. Yani, ikisinin sentezi bir durum bana doğru geliyor. Batı olayı abartmış durumda, Çinliler de olayı biraz kasmış durumda.

Chua’nın görüşlerinin tamamını buradan okuyun. Sonra, karşıt görüşe sahip Gerard Baker’ın görüşlerini de buradan okuyun. Sonra siz de sorgulayın bir bakalım. Ne dersiniz? Chua haklı olabilir mi?