Aslında bu düşünceyi aklıma ilk düşüren, çayın hemen öncesinde bir dekorasyon dergisinin “peçete süsleri” bölümü oldu.

İki sayfa dolusu, pembesi, fırfırlısı, güllüsü, gümüşü, plastiği, sempatiği, elegantı çeşit çeşit peçete süsü… Üstelik ucuz da değiller. Ama bu iş bu kadar gelişmiş ve çeşitlenmiş olduğuna göre belli ki çok satılıyorlar. Peçete süsünün hiçbir fonksiyonu yok, bu nedenle bu durum çoğu kişiye garip gelebilir, ilk başta bana da geldi. Ama sonra bu ve bunun gibi şeylerin içinde daha derin bir değer olduğunu fark ettim. Bu “olmasa da olur” güzellikleri alarak, kullanarak, yaparak, emek vererek hayata bir şey diyoruz aslında: “Ben seni özenli yaşıyorum!” Mumlar, oda parfümleri, tablolar, dekoratif biblolar ve niceleri… Evet bu küçük ve gereksiz şeylerin, hayatı güzelleştirmekten, biraz daha özen ve biraz daha gülümseme katmaktan başka bir amaçları yok.  Öte yandan, sadece bu amaçla onlara para verildiği, sofralara yerleştirildiği, evlerde yer bulduğu ya da hayatımızı küçük bir anda güzelleştirdiği için amaçları göründüğünden çok daha büyük.

Bu sabah, aynı denemeyi çay ile yaptım. Evet hepimizin poşet çayları var, sallandırıyoruz ve 2 dakika dolduğunda “çay içiyor” oluyoruz. Bunu yaparken, çay içme konusuna “sen güne güzel bir başlangıç ya da seremoni değilsin, sadece çaysın!” diyoruz. Hazırlanıyor, hop diye içiliyor, poşeti çöpe atılıyor. Oysa çay demlemenin bir kokusu var, çayı demlediğinde hayatına karışıyor, sana günaydın diyor. Demlenmesini beklerken aranızda beklenti ve sabırsızlıkla karışık bir enerji oluşuyor. Ve o bardağı eline aldığında o artık sadece bir bardak çay olmaktan çıkıyor, senin sabahını kutlama aracın haline dönüşüyor. Çünkü artık sıradan değil, fast food değil, kullan at değil. Tüm benliğiyle, kokusu ve yere düşen taneleriyle mutfağında.

Çok küçük bir fark yaratıyor gibi görünseler de bu “küçük ama gereksiz” şeyler hayatımıza özel bir değer katıyorlar. Onu çok temelde “besleneyim yeter”, “üşümeyeyim yeter” gibi renksiz yeterliliklerden çıkararak bize yakıştığı şekle, en özenli haline getiriyorlar. Ve biz hayata ne kadar özenirsek, hayat da bize aynı özenle davranıyor. Gördüğü muameleyi aynen yansıtıyor.

Hayat bize de “besleyeyim yeter” demesin, mucizelerini göstersin diye, bugün gereksiz küçük bir şeyle süsleyelim onu birlikte. Ben popüler olan duvar stickerları ile evimi süslemeyi düşünüyorum, sizinki nedir?