Siyah önlükler gitti önce.

O ne öyle karafatmalar gibi dolaşıyorduk ortalıkta!

Çocuk muyuz, böcek mi yoksa çiçek mi?

Yakalar da acıtırdı zaten boynumuzu.

Mavi şimdi önlükler, devlet okullarında en azından.

Değil mi?

Kara tahtalar gitti sonra. (yeşilleri de vardı, fotoğraftaki gibi ama adları karatahtaydı)

Tebeşir tozundan kurtulduk.

Bizim sınıfa arkadaşlardan birinin babası beyaz tahta bağışladı.

Ama ispirtolu kalemle yazmaya başladık beyaz tahtaya, yoktu özel kalem.

Silemedik normal yollarla sonra.

Bir başka arkadaşın babası İzmit’te, Cengiz Topel havalanında çalışıyormuş, uçak yakıtı yolladı bir bidon :-j

Tahtayı onunla sildik, mis gibi oldu, kurtulduk tebeşir tozundan, medeni medeni yakıt kokladık.

Sonra halloldu işler ama biz epey idare ettik uçak yakıtıyla.

Öğretmenlere saygımız bitti sonra.

Babamız anamız para verip satın alıyor gibi oldu onları, özel okullar basınca dış dünyamızı.

E bugün de parmak kaldırma devri bitti diye bir haber çıktı gazetelerde. Pes dedim. Çocuklar ellerinde bir takım aletlerle, bildikleri soruya yanıt verip online gönderiyorlarmış öğretmene.

Oysa biz parmak kaldırmakla yetinmez, parmağı öğretmene doğru hırsla doğrultur, kendimizi göstermeye çalışırdık!!!!!

Çok komikti, çok güzeldi :)

Güzel anımsadığım, çocuğumun da yaşayacağını umduğum herşey silinmeye mecbur dünya yüzünden.

Demek ki ben de demode anne olacağım kaçışım yok!