Bir karahindiba çiçeği gibiyim, tek bir yapraktan bin bir öyküye dönüşebilen.

Önce zarif yaprağı başını yerden kaldırır bu sıra dışı çiçeğin.

Sonra hassas ama dirençli bir papatya olur.

En sonunda evrene müjdeler saçan şahane toz tanecikleri yayılır her bir yana.

Yeniden doğuşlara bir göndermedir sanki bu.

Varoluşlara meydan okuyan özgürce bir savruluş törenidir.

Yerden beliriveren çiğ yeşili yaprakları savunmasız ve acemidir. Çocukluğum gibi.

Toprağın bereketli tanrıçası, çiçeğin kalbinde en derininde saklı acı, şifalı sütü taç yapraklarına taşır.

Ve ilkbaharın ruhundaki gençliği bağışlar ona.

Uzun boynunu kaldırır papatya.

Mağrur ve heyecanlıdır ilk gençliğim, okul yıllarım gibi…

Kaygısız, telaşlı, meraklı, kıpır kıpır, hevesli, tutkulu ve aşık.

Birisi kulağına eğilse ve bak büyüyeceksin, değişeceksin ve olgunlaşacaksın;

şimdi birsin ama bir çok olacaksın; kendini buna hazırla dese

papatya gülüp geçer ve kırların üzerindeki keyifli zamanını

hep bir papatya olarak kalacakmışçasına umursamaz yaşardı kuşkusuz.

Aynen öyle hissederdim ben de, tam olarak onun gibi.

Oysa ilkbahar yerini güneş imparatorluğuna bıraktığındaysa

papatya toplanır, toparlanır; umduğunun aksine.

Benim içinse bir keşifti bu;

kendi iç dünyamı keşfettiğim, hayata daha bir sıkı bağlandığım;

korkularıma bilgimin ışık tuttuğu;

keşkelerimi olan oldularla değiştirebildiğim;

deneyimsizliğimi yanılgılarımdan aldığım derslerle atlatabildiğim;

aile ve gerçek dostların en değerli hazinem olduğunu yaşayarak öğrendiğim;

sır tutabilmenin yüceliğini; yalansız kalabilmenin zorluğunu; ayakta durabilmenin savaşmak gerektirdiğini

ve anneliğin evrendeki her şeyden daha muhteşem bir duygu olduğunu anlamama yarayan bir keşif.

Ve mevsim değişip güz güneşi yüzünü gösterince papatya sihirli bir el değmişçesine minik yıldızcıklar saçmaya başlar etrafına.

Bu seremoni bana her zaman sonsuzluk ve sınırsız özgürlük duygusu vermiştir.

Eğer tüm bağlarıma ve bağlılıklarıma; verdiğim sözlere ve yeminlerime; olması gerekenlere, sorumluluklarıma ve zorunluluklarıma rağmen içimdeki sonsuzluk duygusunu kaybetmeden özgürce savrulabiliyorsam hala düş dünyamda evet ben bir KARAHİNDİBAYIM.