Anılar ve anlar biriktiririm…

Sıcak tutar, besler, korurum onları;

Kokularını çekerim içime; hiç gitmesinler, bırakmasınlar beni diye.

Ezberlerim tatlarını isterim ki sinsinler elime, dilime.

Renk renk kadife keselerde saklarım her birini.

Tutkulu olanlar kızıl; hasret kokanlar yeşil; yazdan kalmalar mavi…

Bir de gri kesem var, bulutlu olanlar için ve saklamak için gözyaşı döktüklerimi…

Yani kıyamam hiç birine, iyisiyle kötüsüyle sahip çıkarım.

Gün gelir kötü sandığım iyi; iyi bildiğim kötü olur…

Şaşırmam, kabullenirim olduğu gibi.

Vicdanım rahat, gönlüm huzurlu benim; belki aldandım ama aldatmadım hiç.

Kağıtlar biriktiririm,

Yazılmış, çizilmiş ya da yalnızca dokunulmuş saklandığı anın güzelliğiyle.

Sevgi sözcükleri yazılmış bir telgraf geçen yüz yıldan kalma,

Destelerce mektup ümitlendiren, üzen, güldüren, ağlatan…

Kenarına not düşülmüş bir peçete, masadaki ketçaptan nasibini almış haliyle,

İlkokul karneleri, ilk defterler, sırdaş günceler, derste arkadaşlarla yazışılmış not kağıtları…

Anları yaşatan objeler biriktiririm.

Herkes çocuğunun ilk patiğini saklar belki.

Ama ben kızımın yediği ilk elmanın çekirdeğini,

ilk yarasının kabuğunu, patlattığı ilk balonun parçalarını da saklarım hala.

Sevgilimle yirmi beş yıl önce buluştuğumuz eski beyaz evin, kapı numarasını dahi sakladım.

Yani iflah olmaz bir koleksiyoncuyum ben.

Bazı insanlar var, ilerleyen yaşlarda ipin ucunu kaçırıp

olur olmaz her şeyi saklarlar ve sonunda iş, evlerinin yaşanmaz hale gelmesine kadar varır.

Annem benim de onlardan biri olacağımdan korkar hep…

Oysa ben sadece, üzerinde yaşandığı anın lekesini taşıyanları biriktiririm.

Aslında bu kadarla da kalmam, yetinmem kendi biriktirdiklerimden, çıkar eskici eskici gezerim.

Merak ederim, o şahane beyaz opal avize, ışığıyla kimleri mutlu etti diye;

O siyah dantel şemsiyenin altında söylenen aşk sözcükleri hangi çağda kaldı,

O mavi cam vazonun pırıltısında neler neler gizli;

O rengarenk karaflardan dökülen şarapların tadı kimleri keyiflendirdi acaba…

Bu yaşanmışlık her zaman etkilemiştir beni.

Gidip satın alacağım herhangi bir obje parlak ve yepyeni olabilir belki ama ben ruhu olanları tercih ederim.

Kırk yaşıma geldim ve üç çocuk sahibi oldum ama hala düşler ve masallar biriktiririm.

Hayatla başa çıkabilmenin, bir yolu bu kendimce.

Yalanlarla en önemlisi de gerçekle başa çıkabilmenin.

Düşlerime kaçar, masallarımla avunurum…

İyi gelir bana ama itiraf ediyorum ki gördüm zararını da.

Eğer ayaklarını bir an bile yerden keser, sımsıkı basmazsan hayat alaşağı eder seni.

Ben düşüp kalkan, dersini alan ama buna rağmen düşlerine sarılmaktan vazgeçmeyenlerdenim.

Bir yolunu buldum ve devam ediyorum.

Anılarım, anlarım, ruhu olan objelerim, masallarım ve düşlerimle

kendi Masumiyet Müzemi oluşturdum ve keyfini çıkarıyorum.

Görsel: farm5.static.flickr.com