Taksim’den Tünel’e doğru akıp, Odakule koridorundan tık diye arka sokağa Pera Müzesi sokağına geçerek, Frida ve Diego ile karşılaşmak üzere Pera Müzesi kapısındayım.

Normal bilet 10 TL. Butik ve şık bir müze Pera seviyorum. İnan Kıraç’ı ve sevgili eşini de severim zaten.

Frida ve Diego ile karşılaşmak sahiden güzel. O tuvallerle karşı karşıya olmak. Garip bir koklama isteği oluşturuyor bende. Koklamıyorum!

Frida, acaba tepkisel mi bilemiyorum ama Diego’dan daha güçlü geliyor bir artist olarak. Diego’ya sadece Frida görüyorum ve sadece Diego’nun kendisini.

Ama az geliyor tabii bu koleksiyon. Aklımda tuttuğum resimlerin çoğu yok. Sonuçta bir koleksiyonun parçaları. (Gelman)

Yine de Frida ve Diego Pera’da.

  • Çarlık Rusyası’ndan Manzaralar

5138744953_69dcf19a92-150x150 Frida Pera’da

Bana sürpriz bu sergi.

Muhteşem.

Anlatılmaz sadece içine girilir ve uzun uzun, hissederek izlenir.

Sergi broşüründe şöyle diyor; “Çarlık Rusyası’ndan Sahneler: Rus Devlet Müzesi Koleksiyonu’ndan 19. Yüzyıl Rus Klasikleri sergisi, İstanbul’da ilk kez sergilenecek bir dizi başyapıtı sanatseverlerle buluşturmanın yanısıra, Rus gerçekçi resimleri üzerinden, Rusya tarihinin bir dönem kesitini de sunuyor.”

Rus edebiyatı etkisi aynıyla Rus resminde. Detaylı, hassas, gerçeğe korkunç derecede yakın ve çarpıcı.